17 Aralık 2012 Pazartesi

kar yağıntısı pazartesisi vede whatever imnot an artist sergisinden görüntülenmeceler

sergimizi de açtık, çok güzeldi..gelebilen herkeze çok teşekkürler :)

bayaa keyifli geçen, yoğun haftaların ardından, bütün haftasonu uyuyarak, pazartesi de karbeyaz sokaklara uyanarak güzel bir dinleniş kıvamına geldim.. içimden bi oghh çekesim geldi :)





13 Aralık 2012 Perşembe

denklemde bir sıkıntı var gibi?

soru şuydu: ... de konsept ne acaba?

bir brief, hatta birde basın bülteni var 'whatever i'm not an artist' sergisi 14 aralık 2012 torun'da... başlığın nereden, hangi processlerden çıktığına dair. mesele kimliklenme durumu. genişlersem, sıfatlanma, pictogramlaşma durumu...

hadi özetleşelim; detaylaşalım; sanatçı .. kelimesi artist olarak ele alındığında, türkçe parantezine girdiğinde artist olma durumundan zaten ironikleşmeye başlamıyor mu? 'artist olma'nın arkasından gelen küme parantezinden bahsediyorum. çevrem(iz)de hergünkü muhabbetlerden okumalarda, ego ile başlayan ve sonunda da üretim (üretim dicem çok mekanik kalıyor ama üretim diye genellicem..) 'den oldukça uzaklaşan havadan kelimelerle ve de iç sıkıntısıyla biten muhabbet okumalarından bahsediyorum.. denklemde bir sıkıntı var gibi :)

bi de'artist olmak' (!) için okumuyor muyuz, oraya buraya gidip bakınmıyor muyuz, onu bunu okumuyor muyuz? denklemde bi sıkıntı var gibi :)

kırmızıyı sevip, yeşili eleştirmiyor muyuz? hani bide, 'oooo ne varki bunda, bende yaparım' cümlesi vede belki 'ayyyy, ben bunu düşünmüştüm..' .. biraz daha uzatalım muhabbeti o zaman:
'ııııııııı hiç, ben anlamadım.. zaten ne yapmış ki?' 'aaaaa beğendim, anlamadım ama beğendim' 'ulan, ne adam yaaaa, bak kendini nası satıyo' 'abi, bi gidip görünelim, belki karmaya çağırırlar, ha?' 'ne demiş şimdi burda, nedir yani? bu mu?' 'malzeme abi, bütçe tabi.. o bütçe bende olsa bak neler yapıorum..' vesaire vesaire... yapmak ve söylenmekle devam eden iklilikler.. denklemde bir sıkıntı var gibi? :)

sadece eleştirmek değil istediğim aslında.. sonuçta GSF yolunda erimişiz, yerdeki çakıl taşlarının arasına serpilinmişiz. hele biz akademisyen tavırlı insanlar, neyi düşünürken, neyi öğretme çabasında günler geçiyor diye düşünmeden alamıyorum kendimi..

adw kapsamında, gmk'dan umut südak panel'de şöyle bir cümle kurmuştu:
"ben grafik tasarımcıyım demeye korkuyorum!"

peki ya sanatçıyım demek?

denklemde bir sıkıntı var gibi? :)

29 Kasım 2012 Perşembe

ADW /// bilkent öğrenci sergisi

Ankara design week, kısmetse cumartesi 18.00'deki açılışımızla başlıyor :) içerik ve program için aşağıdaki linkten bilgi alınabilir:

http://www.ankaradesignweek.com/

gstmf sergi salonunda birçok sergiye ev sahipliği yapacağız bu sene.. bunlardan biri de kendi öğrenci sergimiz :) FAUXGO* çok eğlenceli işler çıktı, bazılarına bakıp bakıp, valla? olur mu bea? diyesiniz geliyr :)

*fauxgo (fake logo) kurgusal bir şirket veya kuruluşu temsilen tasarlanan logo veya amblem anlamına gelir...

1 aralık cumartesi, 18.00'de hem ankara design week açılışına, hemde sergimize bekleriz :)

27 Kasım 2012 Salı

istanbul istanbul gibi geçti

hızlı, kalabalık, hiçbişeye ve hiçkimseye yetişemeden ama çok güzel :)

fotomakinesini aktarana kadar, instagram fotolarımla idare ediciiz:) öncelikle aile fotoları, işin arkaplanda kalan en keyifli anları.. teşekkür ederim ağarlanmalara :)



















22 Kasım 2012 Perşembe

istanbul güncesi vol1.1

tabiki bolu tüneli :) vede 1 numeroda gidiorum, nasıl severim bolu sonrası istanbul girişine kadarki yolda araba kullanmayı :) güzel yol :)

kuzguncukta sılacan (le kuuzen) vede annesi eray'la kalıcam :) benm eve gelenler hatırlayacaktır iki canvastan biri eray'ın ben taaaa küçükkene bana hediye etmişti :)

neysem, otobüs arasızmış :/ daraldım haliylen.. bide be dicem, bayaa uçaktan bozma yemek verdiler: sıcak yemek?!? pilav ve tavuk, du daha bitmedi sonra da neydi o tatlının adıııı? kerane tatlısının küçükcenesinden. bayaa yemek yedik, bilemedim :) ulusoya bir artı puan :)

istabul güncesi devamında görüşmek üzereynn!! :))

ps. buarada belirtmek isterimki, blogger iphone application'ını güncellemiş, çok daha kullanışlı ve user friendly olmuş.. ilgililere :)



21 Kasım 2012 Çarşamba

aralı ayı çerkezleşmesi

planprogram meselesinden kafa bulanıklığına ve de oradan da excitement yükselmesine doğru bir yoldayım :)

> 23-25 kasım istanbul spectators' tour
hepsine, herşeye herkeze yetişememe durumundan gerginlilizm durumları.. ci'ye gidilecek zaten, ardınan design biennal kapsamında gidilesi ya da gidilebilinecekler, ardından 'warhola' mutlaka, ardından bi sürü başka başka sergisiler, ardından akın&nora görülmecesi, ardından özlem&hilmi yemekçesi, ardından pazar günü de meşhur istanbul kahvaltısı yapılır mı acaba lar? ardından koştur koştur otobüs ve de pazartesi sabahı malum juri :)

> 1-8 aralık ankara design week
hemide organizasyonel durumlar, hemide bi sunumsular.. bez afişi nasıl yapılır ve astırılırla başlayan günümün ilk içten içe sorusu.. sonra, atölyelerin başvuruları da başlamış aman diyim, bizimkiler mutlaka atlamasınlar, girsinler falanlar bişiler.. hakanı sürekli arayıp, naaapabilirim, şimdi naapıyoruz, şu işi hallettim gibi? ne dersin? gibi gibi telefon trafikleri..

 
 
http://www.ankaradesignweek.com/

> 14 aralık torun sergi açılışı (ki buna geleceksinz!!!)
eeeen obaraaası da bu galiba :) 14 aralıkta torunda kitschen olarak bir sergimiz var.. görselleri, nereye nasıl bastırırız, nasıl duyururuz kıyametleri.. hangi iş girecek sergiye de, nasıl olsa da işler gibilerinden düşünce kıvrımı oldum ben..
yakında duyuruya çıkarız, aman diyim tikkat! :)

http://torun-web.com/Sonra-Upcoming

şu aralık ayı bi bitsin de...
:)

3 Kasım 2012 Cumartesi

die bi fıkra vardı:)

bu deiil, bu deiil, bu deiil, bu bizim köyden değil, ...

die bi fıkra vardı :) bu ağaoğlu maslak bindortyüzelli3 ile ilgili söylenmeyen kalmadı herhalde ama.. reklamda, ağaoğlunun ağzından insanlara (veya insanlığa diyelim) verdiği değer önem, şehir hayatınından, hatta moda ve sanatta verdiği önem ( moda ve sanatı izleyebileceğiniz ve para harcıyabileceğiniz uzun caddeler) ... hele bi de ağaçlık bölge, karamurat gibi beyaz gömlekle ormanda şaha kalkan at falan... offffff yazacak bi ton malzeme :)

31 Ekim 2012 Çarşamba

m.lla.n.ma

bayram sonrası bi m.llama yaşanmıyor değiltabi....
salı sabahı kapıyı açrkene düşünceler şu yönde ilerlemiştirki:

- alla alllaaa napıoduk ki?
- aaaaaaa.....mmmmmmm........ hangi yıldayız?
- toparla kendini ekin! hadi, moda gir! TEMPO! TEMPO!
- yaaaaa, ne güseldi...buzellerle içioduk, mayışıyoduk, bişiiiler....
- yok yok bu kadar ara iyi olmadı :/
- TEMPO! TEMPO!
- hemen bir liste yp, yapılacaklar, ertelenenler, zamanı gelenler, devam edenler...ler de ler...


22 Ekim 2012 Pazartesi

ACI-M-ASS-SIZ-CANA


http://img.haberler.com/haber/551/little-caesars-tan-acimasiz-sezarlar-3962551_2703_o.jpg

ACIMASIZ derken ACI-SIZ mı? ACIMA-sız-ca MI?

yeni piiza modeliyle acılı olduğunu düşündüğüm bir kampanya... ok, peki ACI-LI mı? ACI-SIZ mı? ____ kelime oynuylan bi dikkat çekmeler, bi böle ayrışmalar.. tamam zaten, acılı pizza yemeyen ölsün :) de mesaj karışıklığı böle bişi galiba??? televizyonda her reklamı gördüğümde simsir oluyorum :)

bi de, dominos'un acı biber tuşulu bi pizzası vardı..ne güzeldi o? artık yok galiba.. yine de bu pizzaları denmek lazım :)


12 Ekim 2012 Cuma

bula(nık)şıkçıklılık reklamından

valla aradım buldum reklamı :) buyrun linki burda 

isim vermeden yazmak, yazının gevşekliği söz konusu olunca pek bi olası diye düşündüm...

sahne şu: 3 kişilik bir aile; mutfakta; baba ve kız sofrada (hala) vede anne bulaşık yıkıyor.. çocuk ölesiye mutsuz, baba da biçaaare, anne ise köle-işçi kıvamında perişan..



şimdi bu sahneden sonra adam (baba) kağıt uçak yolluyo anneye!!! "yemeğide yedik hanım, hadi biraz da eğlenelim!" mi? yoksa, "bak uçak yaptım sana, hadi eğlen?" mi? uzatmıcam bu kısmı :)

burada mühim olan biçare, ne istediği belirsiz ve hatta pasiflik noktasında bir baba değil konu; konu mutsuz mu mutsuz ne yapsam da annemin dikkatini çeksem, saçma sapan bulaşık mı yıkanır bu saatte" diyen mutsuzluklar prensesi kızcağız. kızcağız ve önündeki tabak!







bu mutsuz kızcağız, önünde duran, hangi yemeğin artığı yada kalanı olduğunu anlayamadığımız bir bulamaç üstünde parmağını gezindiriyo.. bi kere, "yavrucuğum oynama yemeğinle, hatta elinle... git elini yıka, ya da aaaaa! şşşşştt! " falan diyen biri yok.. ikincisi alt taraftaki resimde gördüğünüz üzere yahu nedir o yemek? salçalı makarna değil? çilekli pasta ve bişiler değil? ne yediriyosunuz bu kızcağıza??? masaya bakınca bi çaydanlık, çay ve küçük lahmacunlar görüyoruz? o zaman tabağı reçelle mi doldurmuş bu çok da terbiyeli kız çocuğu? doldurur tabi, reçelle de doldurur, eliyle de oynar, her türlü masabaşı oyungaçını yapar, neden mi? anne masada oturmuyor bile, baba desen ne yapcağını bilemez durumda bir öküz..  hadi devam edelim :) peki kırmızı tabak ve üzerine parmakla yazılmış (ki kan gölünün üstüne katilin ismini yazarım edası sezilmiyor değil..)  "anne benle ilgilen yoksa intaharr ediciiiim!" metni? "seni özledim, bana yakın ama uzaksın, ankaranın bağlarında kolumu bile kaldıramam bılıbılıbılı..." dramaya gel!


reklamın devamında, anneye öyle bir dank ediyor ki, yıldırım çarpmışa dönüp, "aha!!! vallahi olaya bak! ben naaapıyorum?? biricik yavrumu yalnız bıraktım! baba desen, bi boka yaramaz anca kağıttan uçak yapar!!" diyip, elindeki süngeri 15 kişilik bulaşığın içine atıyor ve arkasını dönüyor! bi dakka, bi dakka bulaşığı gördünüz mü??? bu bulaşık ne zaman bu kadar birikti?? kahvaltı bulaşığı değil mi bu?? bak şimdi manzara netleşiyor: kadın, kaç gündr bulaşığı biriktirmiş (o aralarda adam evde değil işte, çocuk da okulda herhalde) ve mazlum edasıyla herkez evdeyken vicdan yapacam diye oscarlık bulaşık yıkama sahnesiyle "çok yoruluyorum süleyman ?!?!?!" mı yapmaya çalışıyor???
bi de not: bulaşık bulaşık değil sanki ahırda yaşıyolar?? nasıl o kadar pis bulaşık bırakabiliyorsunuz yahu????


neyse, sonunda eve yepyeni bulaşık makinesi alınıyooooor; anne-ve-çocuk mutlu mu mutlu.. kucak kucağa dansetmekteler.. arkaplana dikkat: baba hayretle bulaşık makinesinden aldığı yeni yıkanmış kadehe bakyor (dans ederek) bi de ne görsün? aaaa bardak temiz! "a-aaa??? temiz olunca böle mi oluyomuş yahu?? vay anasını!! bak bu seneye kadar, temiz dediler inandık meğersem b*k içinde yaşıyomuşuz..bileydim buzdolabıylan brlikte çeyizlikte alırdım!!!"


adam mutlu, anne mutlu, kızcağız (sonunda) mutlu.. ne mutlu..

ps. uyarı! matraklaştırıcı reklam yorumlarımı inanılmaz ciddiyetle okumak hasara yol açabilirse de istediğinizi yapınız :)

neyse benm ocakta yemeğim var (?!!)

bugünlerden ne?cuma mı? ne zaman cuma oldu yahuuu... daha dün pazardı ... :)

> dün iklim geldi izmirden günübirliğine.. özlemişim beaaa :) saçma sapan geyiklerle gülme krizi arasında hırıldamalarla daha da gülmelere .. neyse, işinden memnun, şehriinden memnun.. yi tabi seviniyoruz ailecek de, bu özlemiyoruz anlamına gelmiyo elbet :)

> yarın apartman yöneticiliği olağanlar üstüne toplantım var :/ istifamı verdim de, bi toplanalm diye üstüstü toplantısı.. şimdiden geriliyorum, aaaaay biton bağrışma; birbirini dinlemeyen vede aylardır kafasında kurup biriktiren açılım yaşayacak teyze ve amcalarla geçecek 2-3 saat betimi benzimi attırıyor.. nayse, yarın akşamdan itibaren apartman yöneticiliğinden kurtulmuş, sorumluluğu atmış olaraktan sitenin asi yaşı geçmiş, arada sevimli olsada mesafeli, arasıra da sesli gürültülü ama idare edilebilir kişiliğine döneceğim!!! :) site içi glip-geçen yada ilelebet süren tartışmalara
"evet... hmmmmm....hıhı...aaaa? öle mi? evet, evet.... hmmmmmm....neyse benm ocakta yemeğim var (?!!) " diyip kaçanaklık rolüme geri kavuşucam :)

> otobüs bekliyorum: bekliyorum da bekliyorum :) yani bi beceremedim; altıüstü her 40'ta sıhhiye'den kalkan ottobüsleri bi turlu zamanında yetişemiyorum.. yani ya gidiyorum erken oluyo, ya gidiyorum geç oluyo ve yine erken olduya bağlanıyo :) hmmmmmm bi beceremedim gitti işte :)


bulaşıklık makinesi alasım var bayagıdır.. salıya bi daha bi denicem bakalım :) buaralar algıda seçicilik midir nedir bilemiyorum ama, televizyonda bir milyondan biraz daha fazla bulaşık makinesi ve bulaşık makinesi deterjanı reklamı var dikkat ettiniz mi? ... yazdım da sildim şimdi, bitane reklam var nasıl eleştirilesi :) bi sonraki postta...



9 Ekim 2012 Salı

one a day video /// installational

3DESTRUCT / Scopitone 2011 from Joanie Lemercier (AntiVJ) on Vimeo.

http://www.antivj.com/3Destruct_v2/

Installation for Scopitone festival, October 2011, Nantes, France.
Project by Yannick Jacquet, Jérémie Peeters, Thomas Vaquié.

3Destruct is an immersive installation, a large semi transparent cube
that generates light an sound, and as the visitor walks through,
he loses his landmarks in this non-linear universe that destroys any spacial coherence.

More details about the project on the BLOG.
Early version of 3Destruct: view project

kind of /// reference video match

viking eggeling > larry cuba (ikisini aynı anda oynatın :!)

Viking Eggeling - Symphonie Diagonale (1924) from Avant-Garde Cinema on Vimeo.

THE UNITS & LARRY CUBA - Warm Moving Bodies with Calculated Movements from Scott Ryser on Vimeo.

2 Ekim 2012 Salı

bilkent.gra.mezunu sergisini topladık da blogladım ben :)

çook oldu toplayalı aslında.. yazın sıcağında, terler içinde.. biryandan belgeleme bir yandan zarar vermeden çalışmalara toplaşma.. fotoğrafları da ancak ayarlayabildim.. sitemizde paylaşıma açtım buyrunuz:

http://bilkentgramezunu.blogspot.com/

> bir iki hafta içerisinde, 2.bilkent.gra.mezunu sergisi için bi brainstormiiingasyon yapacağız.. gelişmeler için lütfen blogumuzu takip ediniz :)


25 Eylül 2012 Salı

disney fontundan hallice bi durum...

daha önce yazmış oldugum çağdaş market'in gerçek bir rüyaa! slganıyla çıkıştığı kampanyanın ikinci ayağını gördük geçen hafta.. bi ton disney fontu kullanımı ve rüya/gerçek ikilemi üzerine izleyici beklentisi yerleştirme üzerine; geçen hafta gerçekten disneyland! olayına tanık oldum :)



açıkcası afalladım?!!?!? nasıl? nası yaani? n'alaka? olur mu?

bi arkadaşımın ailesi daha önceki senelerde, çağdaş marketin kampanyası dahilinde iki kez (yanlış duymadınız 2 kez) tatile gitmiş.. bence bu şansla (ya da buna ne demek gerek bilemiyorum) disneyland'a da giderler :)

kampanyaya yorum yapamıyorum, sadece görsel nitelik açısından diyebilirim ki; brief disneyland ise, daha etkili, keyifli, dikkat çekici (baskısı da düşünülerek) bi billboard yapılamazmıydı ki? mi? :/

one-a-day video /// what is motion design?

"Motion Plus Design" Center : "What is Motion Design ?" from Motion Plus Design on Vimeo.


http://motion-plus-design.com/english/

20 Eylül 2012 Perşembe

one-a-day poster

Steven Skadal


                                  

Steven Skadal

bu bir kitschen etkinliğindendir ki pazartesi temas ve tahammül sergisindeyiz


 
poster and invitation designed by seza soyluçiçek.


“TEMAS VE TAHAMMÜL” / 24.09.12 – 08.10.12

21. yy’da ülkelerin ve kentlerin giderek daha fazla kozmopolit bir yapı içerisine büründükleri günümüzde, çok uluslu kentlerin sayıları hızla artmaktadır. Diğer yandan bir ulus içinde, farklı ırk ve dinden çok fazla sayıda  insanın olduğu düşünülünce; bu farklılık ve çeşitliliklerin, gündelik hayatın akışı kapsamında birbirleriyle sürekli ilişki içerisinde olmaları, zaman zaman da frekansı yüksek, gerilim dolu anlara tanıklık etmektedir. Bu anlar, siyasi ve iktisadi dayatmaların bir ürünü olarak düşünülebileceği gibi, uluslararası rekabet ve küresel ekonomik pazarların hesaplaşmalarının bir ürünü olarak  tezahür edebilmektedir.

Günümüzde farklı ve zenginleşmiş kültürel yapıların bir arada yaşandığı kentlerde; sanatçıların bilinçli ya da bilinçsiz olarak hem farkındalık oluşturdukları, hem de sağduyuya dikkat çekecek bir misyonun sorumluluğunu üstlendikleri izlenir. Bu durum, zaman zaman sanatçıların aktivist roller üstlenerek seslerini çıkarttıkları eylemlerle, zaman zaman da sanatçıların bir araya gelerek gerçekleştirdikleri etkinliklerle kendini  gösterir.

Bu türden bir etkinliği hedefleyen sanatçılar, farklılıklar üzerinden bir arada olma refleksi gösterdikleri “temas ve tahammül” sergisi ile, günümüzde çok uluslu bir yapı içerisinde bir arada temas halinde olma ve birbirine tahammül gösterebilme direncinin altını çizmekte ve bireyleri sağduyulu olmaya çağırmaktadırlar. 

Bir çağrı niteliği taşıyan “temas ve tahammül” 24.09.12  ile 08.10.12 tarihleri arasında Ankara Galeri Kara’da izlenebilecektir.
 ____________________________________________________________
Sergiye katılan sanatçılar:
Tanzer Arığ / Şevket Arık* / Burcu Büyükünal / Tansel Çeber / Serkan Demir* / Sultan Burcu Demir / Erdal Duman* / Mustafa Duymaz* / Fırat Engin** / Elif Varol Ergen** / Alper Kara / Ekin Kılıç** / Fırat Kırmızıgül / Sevtap Örgel / Selda Ertürk Özturan / Engin Sarı / Efe Solmazlar / Seza Soyluçiçek / Seval Şener / Ali Şentürk / Mehmet Ali Uysal*

*  Yaygara Güncel Sanat İnisiyatifi
** Kitschen Güncel Sanat İnisiyatifi

Basın Bülteni: Fırat Engin

Çankaya Belediyesi Galeri Kara
Mithatpaşa Cad. No.48/B Kızılay-Ankara
03124331235

http://www.cankaya.bel.tr/oku.php?yazi_id=6682

11 Eylül 2012 Salı

gerçekten bi rüya olmalı ?!?!!

bu 2. haftasi olmak uzere, cagdaş marketler zincirinin yeni (mi desem bilemedim) kampanya (mı desem bilemedim) billboardları eskişehir yollarını tabiri caizse süslemekte.. ilgililer zaten gormustur görecegini ama yazmadan, kurcalamadan duramayacıgımı huzursuzca beyann etmek isterim :)

yıllardr, billboard mediumunun ise yaradigini akl eden bi suru marketin bi sürü ÇİRKİN billboard reklamlarini goruyoruz, gormek istemiyoruz ama görüyoruz, igreniyoruz, hedef kitlesine ulaştığına inanmak istiyoruz ve sonunda görmezden geliyoruz.. ok, ciddi bi problem yok.. bu çirkin market billboardlari arasnda "ben bi degisiklik yapiiim, bi slogan buliiim de marka/isim şeyidiim" niyetiylen cağdaş mark. billboarda çıkmış, yine tabiri caizse sezon başı itibariylen...

iyi de, bu nasil bi slogan? hangi hedef kitleye, hangi dolambaçyasyon yollardan ulaşmayı amaç edinmiş?? marketler zincirinin, konuyla ne gibi bi iliskisi var? bi de o gökyüzü, geleceğimize bakarız ne hiş insanlarız görselleri de ne? ve ,yine focuslanalım, o slogan da be? GERÇEK Bİ RÜYA.. ve dikkat edelim ki DİSNEY fontuyla yazilmış!!!

Disneyland sorunsalını bi yana brakıp daha da basit bakalım mı? gerçek olan ne? rüya olan ne? markete girdigimde hercekten rüya da gibimiyiz acaba? ki bu durumda, bayagı hayal dunyasnda alışveriş yapacağız vede gerçek gibi ama bu bir rüya, ama aslnda şaka yaptk biz size diye kasada kutlama var!!

bi kere rüya gibi bi market, bildigin beleş olur? haksz mıyım? ya da, hani zorluyayim biraz, cagdasta gerceküstü, ancak rüyalarınızda görebileceginiz ürünler satılıyomuş.......... alacagınız piskuvit heryerdekiyle aynı, tuvalet kagıdı da aynı ..

peki.. bu billboardlardan sonra ben de cagdastan alsveris yapicam, bi rüyadaymışm gibi....

..

ps: bence yine de Disney fontu cooook daha konusulasi ama biyumdan buyuk muhabbetlere bloggerlardan girmeyeyim :)

5 Eylül 2012 Çarşamba

mik!

4ten gun aldk bugun :)

binalan.lamada/kahvemak/newplace.newpeace


aaa bu da durdu durdu yazmaya başladı, vakti çok herhal falan denmesin.. iki gündür, ders hazırlığı kafa patlatmacası yapıyorum.. heyecan doruklarda olsa mı?

> bölümde şu ana kadar muhattap olabildiğim iki kedi var; ncak bir tanesi buraların ağası gibi duruyo :) hem cüssesiyle, hem de yarım bakan gözleri ve aldırışsız tavırlarıyla.. fotograftaki ada; kucağına alıyor ağamızı ancak kedinin gıkı çıkmıyo, yani saaatlerce durabilir o şekilde hiiiiç rahatsız bile olmuyo.. evde, mylo'nun yemediği mamaları getireyim diyorum ama o göbekle hiç de ihtiyacı yok gibi :)



> veda yemeğine katılan arkadaşlarım vede saygıdeğer hocalarım :) hediye mayetinde bana aldığınız kahve makinasını bugün kurabildim, çoooook teşekkür ederim.. odamı biraz daha yerleştireyim daha geniş fotograflıcam, şimdilik buralar pek de öle cafe de ekin'e uygun değil.. ancak, gerçekten çoook teşekkür ederim, çok naziksiniz, mahçupçuplama oldum..


> bu arada orhan anafarta'nın eski dasındayım :) garip geliyor çok öööle muhabbetim olmamıştı ancak, ismen büyük harfle yazmak lazım gerek herhalde..



> şimdilik bu kadar, ben back to work..