29 Mart 2014 Cumartesi

ankara çayyolu metrosu -M2- izlenimleri vol.1

ankara- çayyolu metrosu hakkında yazacağım elbet :) bu hafta kullanmaya başladım sonunda.. anıttepe'den (necatibey- karayolları çıkışı)  bilkente gidiş-dönüş için alternatifli yol macerası... sıkıntılar var, ama olur, olur..


önce, güzel şeyler..

bu aşağıdaki route.. eleştirilerden biri durakların sıklığından dolayı yolun uzun sürmesi... bence sorun yok.. her gidişte düşünüyorum, ya bilmem nereye gitseydim evet bu durak iyi olurdu.. bıdı bıdı..





> metro oldu mu? diceksiniz sadede gel, işe yaradı mı yaramadı mı? bence yaradı :)
bikere eskişehityolu'nu rahatlattığını ve insanlar metroyu kullanmaya daha da alıştıkça daha da rahatlatıcağını konuşuluyor. ama sanıyorum ancak eylül gibi tam olarak hayatımıza kabul edebileceğiz metroyu :)

sonracııma, belki servise kıyaslarsam, aşağı yukarı aynı zamanda bilkente varsam da, trafikte beklemeceden kurtulup, sürekli yol yapıyormuşsun, gidiyormuşsun hissiyle daha kısa geliyor yol..

bu arada belirtmekte fayda var, sabah trafiğinde 30 dakikada giderken (metro>köprü>servis>bilkent merkez kampus), 9.30'dan sonra 1 saattte bilkente vardım? combooo!

necatibey karayolları çıkışı...

> bilkent ve metro? bütün okullarda öyle sanırım, ama bilkenti yazacağım... metroya bindiniz, şu an tek çıkışı olan bilkent köprüsünden çıktınız, mecburen camiye doğru yürüyüp, taksi durağını geçip köprü üstündeki durak'a ulaşıyorsunuz.. ve işte konu aslında bu durak! bilkent TM SM servislerini yakalamaya çalışıyorsunuz ki kampusa ulaşınız... evet, dolmuş da var ama hem 1.50 lira hem de dolaşmalı dolmuş, bunun hastanesi var falan filan.. hele dönüşte (yani bilkentten metroya gidişte) o dolmuş bir dolanıyor, pir dolanıyor! hacettepedeki gibi kampuse giren belediye otobüsü de yok maalesef, bilkent 3. etap yazan, daha önce hiç binmediğim bi otobüs arada gelip-geçiyor..

mesele şu; bilkent köprüye ring koymalı, ve de sanıyorum koyacaktır? bu ring doldukça mı kalkar ya da,  20 dk.da bir mi kalkar bilemem ama bi ring lazım!

highlight etmekte fayda var. bilkent servisleri dönüşte, köprüde durmuyor, çünkü durak yok! soruyorsunuz şöföre "köprüde inebilir miyim diye? size "ODTÜde indirebilirim diyor.. sonra bir bilkentli olarak odtü durağından biniyorsunuz ?!!?!




> metro'da street art meselesi? olur hocam olur :) istasyonlarda kamera bolluğu var, deli gibi hem şu damla gibi olanlardan, hem de normal kameralrdan donatmışlar.. ancak ve ancak, bir kat üstteki merdive katlarında çok bi kamera göremedim.. istanbul osmanbey'deki uzuuuuun merdiven katındaki kamerayı hatırlıyorum.. burda göremedim..

ve de yeni metromuz, motive etmek gibi olmasın ama bakir mi bakir :)

hatta yukarıdaki resimde de görülen, mozaikler "beni boya! doodle'lla, bişiler yapıştır allaaaşkına!" diye bağrınıyor.. bu gördüğünüz ufak karelerin boyutu 4.5x4.5cm!!! evet, ölçtüm :) haydi kolay gele :)

> daha yazacak çok şey var; biraz daha deneyimleyim, neler çıkar neler :) ama biraz da sorun/sıkıntılardan bahsedelim...

duraklar ve işleyiş.. her durak milli kütüphane durağı gibi işlemiyor :) mesela, benim durak necatibey karayolları çıkışı.. ne çalışan bir gişe var, ne şu ankarakart bankomatikler... (ankarakart olayını sonra yazacağım-ama kısa bilgi kızılaydan ve de fotoğrafla alınabiliyor). bu arada çalışan gişe bulursanız, her takım biletten yok, bilesiniz...

merdivenler... merdivenler çokçana! uzuuuun uzuuuun merdivenler.. yürüyen merdivenler ise, özellikle küçük duraklarda sıkıntılı.. ya, iniş ya çıkış ya da ikisi birden çalışmayabiliyor.. :/

bilgilendirme panoları.. istasyona iner inmez, gözünüz asılı led panolara kayıyor.. zannediyorsunuz ki gelecek olan trenin kaç dakika sonra geleceğini yazıyor... HAYIR! anlamsız saçma bilgiler yazıyor.. hiç alakası, manası yok..

treniçi ekranlar... en sinir bozucu kısım... zaten her belediyenin, gelişen şartlar içinde bir şehire yapması gereken hizmeti (ve bazen gereksizini) ve hizmetleri aşırı bir parlatmayla ekranlardan izliyorsunuz.. aman yenimahalleye ne çeşmesi yapmış ya da aman da MÖ bilmemne surlarının arkasında kalan ankara'ya bilmem ne kapısı yapmış...

treniçi bilgilendirme panoları... hiç problem yok, gayet iyi çalışıyor ama ingilizce bilgilerde büyük İ kullanımı göze çarpıyor :)

şimdilik bu kadar diyelim, daha sonra tekrar yazacağım M2 metro hakkında...

18 Mart 2014 Salı

GRA 502/ media art project 1 : video piece

Gra 502 dersi kapsamında, Media and Design Master Programı öğrencilerinden bir kısmıyla gerçekleştirdiğimiz, media project 1: video piece çalışmalarını sizlerle paylaşmak isterim, istedim bile :) bir de, olsun bir arşiv istedim.. devrilen cümlelerden sepet sepet araklamaca...

öncelikle proje'nin kapsamını biraz irdeleyelim; proje 2 kısımdan oluşuyor:

I> erken video art sanatçılarından bazılarının detaylandırılarak incelenmesi sonrasında her öğrenci bir sanatçı seçti ve bu sanatçının bir videosunu kendine base aldı. Bu video'dan öğrencinin bireysel deneyim ve algısına bağlı kalarak bir cümle ve sonunda bir kelime çıkardık.

II> projenin ikinci kısmında, kelimelerin üzerine gidilerek, SAME, SIMILAR, OPPOSITE kavramlar üzerine yoğunlaşıldı ve her öğrenciden bu kavramları (kelimesini base alarak) video mediumunu kullanarak ifade etmesi istendi.

Çalışmaların vimeo görüntüleri ve künye bilgileri aşağıda sıralanmıştır.

Ilgın Side Soysal, Network (2014, Bilkent University) 
This grad.studio video project was inspired by Nam June Paik 's video installation work "Electronic Superhighway". The word "Network" is inferred from his work since there was digital, geographical and visual connection in what the work tried to say. However, for this project "network" is reinterpreted. Experiencing a human network can change to the extent of total absence or presence of the person while he/she choosing what to see, hear among all the sounds and visions of his/hers or others.

Network from ılgın side Soysal on Vimeo.

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Mert Aslan, Illusion (2014, Bilkent University)
"Illusion" is a product of a research project that provided the audiovisual platform for adopting some basic key-terms, which are inspired from Peter Campus's 1971 "There Transitions" video-art project. At a personal level, the title of the video was the most visible key-concept, in which the Campus's work evoked, to conduct the project as a video-essay. There are three main themes are studied interrelatedly in this video-art: reflection as illusion, discovery as similar to illusion, and, nature as opposite to illusion. These words of actions or cases are animated with creating a mise-en-scene from the wild nature to deliver the most potential consistency to the themes.

Illusion from Mert Aslan on Vimeo.
 


-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- 
 Eda Erdem, Transition (2014, Bilkent University)
Transition was inspired from Bill Viola's art projects representing transition from life to death.
Facial expressions are a natural portrait were we can observe transition of daily feelings. For this reason transition took a different form in this project and aimed to represent the most commonly observed transition in our life.
Three consecutive videos demonstrate transition itself, it's similar and opposite.

Transition from Eda Erdem on Vimeo.

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Mehmet N. Savcı, Monochrome (2014, Bilkent University)
Monochrome is limitation. Like colours, sounds can also be monochrome. Musical notes have their colours already.
Music is colourful in a boring monochrome world of human beings. This video is a triad of monochrome of time; being the ultimate linear dimension, musical rhythm in the human evironment, and the music itself.

Monochrome Final from Mobileo Walenberg on Vimeo.


12 Mart 2014 Çarşamba

how many people did you kill?

insan ne yapacağını bilemiyor.. ne yazacağını, ne çizeceğini...
bilkent'te bile insanlar toplandı, sloganlar atıldı, atılıyor.. burdan duyabiliyorum..


bu sabah halk tv'de bir psikolog konuşuyordu.. şöyle birşey dedi; değişik fikirlere sahip (siyasi ya da neyse) birçok insan bir araya gelip vicdanından gelen sesi paylaşmak istiyor, o yüzden kalabalıklar oluşuyor.. bu bize iyi geliyor, acıyı paylaşmak, umudu paylaşmak, saçmalıklara karşı duyulan öfkeyi paylaşmak.. ama gelen response ne? dağılın!. olur mu ablam öyle şey, niye insanların damarına bsıyosun? basa basa bu hale getirmedin mi zaten? nefes alamıyoruz görmüyor musun? ya da birileri görmüyor mu? görün da artık!!

siyasetinize de, paranıza da, olmayan vicdanınıza da yazıklar olsun!! hiç biriniz hakketmiyosunuz benim bi tanecik, hiç bir işe yaramayan oyumu.. kendi geleceğimi kimin eline teslim edecek mişim? kim bana, sosyal olarak varolduğum toplumda yaşam hakkıma, özgürlük hakkıma, nefes hakkıma, kendi işime bakma hakkıma saygı duyacakmış da, kendimi sağlamda hissedecekmişim?

zor bu işler. zorlama bu işler. zoruldanma bu işler...


11 Mart 2014 Salı

3 Mart 2014 Pazartesi

oh bea! sonunda geldi :)


http://distilleryimage7.ak.instagram.com/9984a488a2dc11e3bcd9122bfc82a413_8.jpg

ee tabi yine biraz geç oldu ama olsun, geldi ya :) günümün aydınlanma sebebi kitaba bakmaktasınız..