29 Ocak 2008 Salı

murocracia.com










deviantartda geziniordum... bu aralar craft işlerine, wall painting ve grafitilere sardım. bu adamı buldum ve sitesine girdim. ilustrasyonları özgün; karakterleri insancıl ama detay bozuklukları var. yukardaki resimde, bi karakter çalışması görmüoruz aslında fakat, realistik yaklaşımlarla vectorel anlatım tarzlarını iyi birleştirdiği çalışmaları göze batıyor.

yaw amma hocasal yazdım yaaaa :P

sitesine girdiginizde, yabancı kalabilicegimiz bir dille karşıyoruz. sadece birçok sitede oldugu gibi 'graficas' kelimesine aşinalık hissedip, ilk tıklama linki olarak kullanıoruz. ama trabajos ve parades linklerinde ilginç ve 'aaa save edeyim ben bunları' çalışmaları var. neyseki blog falan yaptık da, bu save'ler işe yarıyor :)













ilgilenenler bi gezinebilir die dusundum. adresi tekrar yazıorum:

28 Ocak 2008 Pazartesi

legoland-google








muhtemelen biçoğunuz görmüşünüzdür; fakat sabah sabah legoland-google gormek guseldi :) kucukken biton legom vardı; sonra hepsini kayra'ya verdik. sonra dediğim birkaç sene once :D
üç-boyut ve perspektif oynaması hoşuma gitti, tabi lego-man'i fazla secemioruz ama..."g" harfinin yerleştirmesinde, göz yanılsıtıcı bi durum da yok degil..ya da ben naturally şaşı bak şaşırım:P herkeze ii çalışmalar.ekn.
*bu arada bir not: bir arkadaşım, 'odamda kedi var yazısı için, şöle bir duzeltme yapmamı rica etti. resimde gorulen kedinin modelinin sarı-tekir olmadıgını, aslında sarı tekir die birşey olmadıgını; hamido'nun ancak ve ancak sarı-sarman oldugunu söyledi. bu duzeltmeyi de buradan duyurmak istiyorum...

25 Ocak 2008 Cuma

power xl










yaklasık bi 10 gundur, okula gelip giderken arabada power xl dinliorum. hatta arabaya ne zaman binsem power xl dinliorum. ankarada radyo dinlemek istediğinizde pek fazla seçim şansınız yok. (en azndan benm muzk zevkime uygun). bi 87.7 de radyo hacettepe var; laflaması olmayan, eski parçalara da yer veren; tanıdık ritimlerle klasik olmayan parcaları yayınlayan bi kanal. yani benm dinledigim zaman dilimlerinde en azından. keyifli. baska, baska, eve donus yolunda bay J dinlemek de keyifli oluyo. hmmm birde radyo vizyon bi dönem iyiydi ama sonra beni baydı...fakat son gunlerde, lounge music yapan power xl dinliyorum, sakin ama bayıcı olmayan, çok çeşitli bi yelpazeden musicler çalıyorlar. ankara'da 98.8 frekanzından cıkıor.sanıyorum daha once nostaljik takılıorlarmıs, fakat sona tarzı değiştirmişler, gayet de iyi yapmışlar. sadece bazen sakin ama bayıcı olmayan flamenko parçaları dinletebiliyorlar, işte o kısımları 'bi an önce bitse de baska bişi çalsalar' die pauselamaya çalışıorum. onun dısında, trafikte giderken sıkça karşılaşılabilen sinir krizi eşiğine getirici durumlar karşısında gayet pozitif, 'olur canm, sen de böle bi insansın n'palım..belki bugun kötü bi gun geciriyorsundur, sakin olalım..' bir tavır takınmama sebep oluyor :) aaaa bugun de kar yağmış, ay şu ağaçların guselliğine bak, bi foto.makinası almalıyım, hmmm o zaman daha cok çalışıp su tezi bitirmeliyim bi an once, hmmm o zaman ben bugun biraz daha arastırma yapayim, ...seklinde devam eden motive edici dusuncelere dalıyorum :) hatta iki gun önce kendimi, eskişehir yolunda tam o armadanın ordan 60-70 ile gecerken buldum....oooo gecine gezine :) bi de sigara yakayim...falan die :)

burdan konu, yalnız araba kullanma geyiğine giricek gibi... arabada yalnızkene kurulan cümleler başlığı ile irdelenecek bir konu... :) daha sonra..

24 Ocak 2008 Perşembe

:paper:toys:2

linkler kısmında da gorebileceginiz, braininpain nickli, arkadasım paper toysla ilgili yeni bir link gonderdi bana :
burası da bayağı geniş bi blog. ilgilenenlere...

odamda kedi vaaaar!!!!

okula geldim sabah, iki muhabbet falan odama gectim, bilgisayarımı actımmmm...sona mieeee die bi ses koridorda!!! hemen çıktım baktım ki, sarı-beyaz bi tekir, duvar kenarlarına sürtüne sürtüne koridorda yürüyor... "pisi-pisi" falan derken odama geldi!!! aç oldugunu düşünerekten, ama odamda bir kedi ağırlamaya müsait bişey yokken, dedim su ufak kıtır cubuklardan vereyim, hiç yoktan oynar...the kedi, kıtır kıtır yemeye başladı!!! neeese bir-iki dolandı odada ve şu anda sağ kolumun hemen bitişiğinde gırlayaraktan, hafif bir kuyruk ucu sallamasıyla yatıyor.
şimdi atila geldi odama (yeni asistan arkadaşımızzzz) ve kediye isim bulduk; atila josh dedi, ben hamdi'de ısrar ettim, sona onu hamido (ne alakaysa!?!) yaptık, anlaştık :)
fotograf makinesi bulup geliorum...
..
işte fotograflar:
yerm onu ben yaaa:)


23 Ocak 2008 Çarşamba

.:paper:toys:.

kağıt bebekleri hatırlarsınız, hani bi kitapçık şeklinde satılırdı, hard-cover'da bebegin kendi olurdu, keserdin-katlardın ayakta dururdu. genellikle üzerinde edepli bi gecelik olurdu :) sonacııma, kitabın icinde de çeşitli giysiler olurdu; bunlarıda keserdin ve klipslerinden bebegin uzerine giydirirdin. en başlarda, o lanet klipsleri kaptırıp keserdim, ve dolayısıyla bebegin ustune oturtamazdm, öle bakakalırdım. o zamandan belliymiş, craft'ım her zaman kotu olmustur.




...















şimdi, günümüzde pek kalmadı galiba, gerçi kitapçılara bakmak lazım ama..du ben bi araştırayim...neese, asıl gelmek istediğim konu; 'grafik tasarım' dergisinin bu ayki sayısında brezilyalı bir tasarımcının işlerine yer vermişler; Carlo Giovani (http://carlogiovani.com/) işlerinden bazılarına da burada yer vermek istedim:



















bu yazıyı gördükten sonra, aklıma bir dergide de aynı tarz bir yazı okudugum geldi. dergi, burger-king'ten telefonla sipariş verdiğinizde yemekle beraber geliyor, fakat ismini hatrlayamıyorum..herne ise, dergide paper-toys'lardan bahsedilmiş, ve yazının arkasına kendiniz kesip yapıştırarak yapabiliceğiniz, paper-toy layoutları konulmuştu. biz de kardeşimle kesip yapıştırmıştık:) eylenceliydi. nette kısa bi araştırmadan sonra bu tarz oyuncaklar ve layoutlar buldum:
- http://readymech.com/ (layoutlar da var)
- http://www.custompapertoys.com/ (linkler kısmına da ekleyeceğim)




















bu eylenceli tasarımları çeşitlendirmek, ve orjinal oyuncaklara kavuşmak cok eylenceli gözüküor :) hmmm birde yazmadan gecemeyecegim, resimlerini cekip koysam daha iyi olur ama, gecen haftalarda, hürriyet gazetesinin pazar ekiyle beraber, starwars ekibinden birkaç karakterin kağıt-bebek tarzı, masaya koyabiliceginiz 'şey'lerini verdiler. ne diyeceğimi bilemedim :) origami sanatıyla da ilintili gözüken bu oyuncaklar, aslında daha farklı bi kategoriye giriyor sanırım... konuyla ilgili daha geniş bilgiye ulaştığımda paylaşacağım; ya da konuyla ilgili daha geniş bilgiye sahip olanlar bana mail atabilir, bende yayınlarım :)

21 Ocak 2008 Pazartesi

20 Ocak 2008 Pazar

muhteşem iyi insan profili: ce-em

28 yasındayım, hayatmda gordugum en muhtesem iyi insan profili olarak cem'den bahsedicem. kendisini, ayca (ayca dönmez-kuzen) sayesinde tanıma serefine eristim. zaten aksi takdirde tanımam mumkun olmazdı, cunku kendileri gayet utangac olup, samimi degilsen agzini bicak acmio. valla bize (kızlar) bile bi alisma süreci gecirdigini dusunuorum. ilk zamanlarda, aycaya bakaraktan bisiler soyler, bize cok bakmazdı. aaa, yooo, tabiki muhabbete katılır, guler ama fazla yorum yapmazdı. sonra sonra ne cevherler barındırdıgını farkettik.

ama enteresan olan suratnda hep bi pozitif umutlu gözleriyle dolanması. dolanmak derken, onu heryerde goremesiniz, belli gittigi ve sevdigi yerler ve seyler var. mesela, gecen eylul ayında, enduro motor yarısları vardı; incek yolunda biryerlerde. cem sayesinde haberdar olduk, ve artk ankarada manhattan-if ikilemnden kurtulup farklı bişiler yapmalıyız die gittik hepberaber. cem'in suzuki marka bi endurosu var (foto bulamadm sonaeklicem) iki gun boyunca ordaydık, ve cem herksei tanıodu, herkesle muhabbet falan, adamın gözleri parlıodu :) neese, motorla ilgili aklıma gelen ikinci sey, pazar sabahı benm eski evin orda simitçide oturuyoruz, ve ayca birden bire, gaipten ses duymus gibi etrafa bakınmaya baslıo ve eklio: "cem gelio.." ama o kadar sakin bi sesle sölüo ki, insan tedirgin oluyo, 'nası yani, havadan mı düşücek adam' falan die :) sona, bırınnnn bırııııın cem gelio :)
'pazar sabahı simitçiye gideceğimizi duymuşşştummmmmm!!'
(kemal-cem geyigi, bize de bulasmadı diil)
hmmmm, bide görünce beni şaşırtan baska bi olaya geciorum; o motor yarıslarının ikinci gununun sonuydu galiba, cıkısta (tabiki) james cook'a gittik. ben birer bira icip, tamam birer olmasa da birkactane :P) muhabbet edecegimizi zannederken, tak! millet maca kitlendi abi!!! bu kitlenme toplu-gösterisine katılan cem'i hayretler icerisinde izledim. adam, oturdugu sandalyenin yerini falan düzenledi, çayını aldı ve ciddi ciddi mac segretmeye koyuldu. ama dedim ya, muhtesem insan profili olarak cem, bu kitleniş esnasında bile, soru sordugunda, turlu sımarıklıklar yaptıgında bile sakince guler yuzle cevap veriyordu ve muhabbete katılıordu. eee kibar cocuk. muhtemelen icinden:"yahu bi sussalar da izlesek macı keyifle yaa" dio olabilir :) bu arada gs taraftarı james cook ahalisinin de, fener maclarını dikkatle izlemesi,ve herhangi bir yenilgi sonrasında yükselen nidalarını da es gecmemek lazm....

neeese konuyu dagıtmayalım dimi? ne dioduk cem: soyadını sordum aycaya demin, malak dedi. bu konuya girmicem.... cem inrock'ta bas calıo, her cuma manhattan, her cmt if yapıolar. aycayı, eger baska bi programı yoksa, mutlaka sahnenn dibinde, cılgıncana sarkılara eslik ederken bulabilirsiniz. hatta öleki, aycaya yakın duruyorsanız, fatihten cok aycann sesini duyuyorsunuz :P neeese konuyu yine dagttm. cem diyince mecburen ayca diosunuz :) asagidaki fotoda, tenedosta yapılan bi org.da ayca sölüooo, cem calıooo, iiideal couple goruntusu. bu arada, ekleme yapmakta fayda var, cem calarken, gercekten ciddi bi poza giriyor, icinden ne dusundugu ise merak konusu.














hmmm bide, temelli mangal organizasyonu var. o zamanlar cem calmıordu, bizimle temelliye gelmişti. iyi insan mangalla ilgilendiiiii, ateşle ilgilendiiii " ayca?odun toplamaya gideliiiim!!!!" dediiiii, sona pazar gunu alkolumuz bitti, üşenmedi gitti bira alıp geldi(iki kere). ki gelenler biliyor, temellideki ev, gercekten ucsuzbucaksz bi arazinin ortasnda. gerci konunun acık arazide, motora binmek oldugu ile ilgili süphelerim var ama :)

bi de ayca eklememi istedi: "herseyi kitabina uygun yapma meraki manuel varsa okumaa ve kendikendine cozme merakiii" dedi ayca. ben sahsen tanık olmadım, ama olur:)









iiki varsın muhtesem ii insan; bu arada kokorec icin tesekkurler :)


19 Ocak 2008 Cumartesi

ne görüolar?!??

"*kedilerin ortada hiç birşey yokken havalara pati atarken ne gördükleri.....şizo yaratıklar kesin :)" denzzero

- kedilerin behsi gecen hareketleri, her kedisi olan insanoglu icin normal karsılanan, ama bi o kadar da merak edilen bi konudur. kimileri, şizo der :), kimileri cinleri goruo abi der..... böle bi hareketle karsılasınca, onun baktıgı yöne dooru bakıp, neye baktıgını gormeye calısırıs. ulan, nereye bakıosun ya? bi durum mu var? sebep nedir? benle ilgileeeeen!!!
ya da megersem, kedi sahibi olarak biz kıllanalım die, rol kesiolarmıs???!?
- "ulan bak, yine bi uzaklarda bi oktaya kitlenerekten bakıcam, bak bak nası tırsıolar?!?" :)



17 Ocak 2008 Perşembe

mekansal tipografi 02

asagida 343 tipografi dersinin final projelerinden bazıları bulunmaktadır. daha elimde cok fotograf var zaman buldukca yayınlamaya devam edecegim. bu proje de, güsel olan seylerden biri de, sınıfın genelinin beraber calismasi idi. uygulama kısımlarında, malzeme bilgisi acisindan da öğrenciler bu alanda yeni oldukları icin, birbirleri ile etkileşim halinde çalıştılar. hepsine bir kere daha tesekkur ederim.



























iklimklch-001

circle dedik ya, sıra iklimde... iki gun once: "ekn, blogunu gordum..de...ben nie yokum" dedi. dolayisiyla buyrunuz iklimklch: evt minicik bişi, ama minicik olduguna bakmayın, hırcınlasınca korkutucu olmann yanısıra, 'gerici' 'daraltıcı' 'korkudan titretici' olabiliyor :) kişilik olayı tabi, bazen dusunuorum keske iklim gibi prensiplerim ve kendimi gosteriş tarzm olsa diorum..ama bazen... anlıyacagınız evin hanımı iklim, evin dekorasyon sorumlusu, evin hangi yemek yenecek sorumlusu, evin neye gülünecek neye katıla katıla gülünecek sorumlusu :) gece gec vakit oldumu, odasndan gulerek gelir, ve o an salonda oturan annem ve ben'e bakarak, biriki cümle kurar ve karnımıza agrılar girerekten, gözlerimizden yaslar gelerekten gülmeye baslarız. iyi gunundeyse bu olay bir saate yakın sürebilir. sıkıldıgında ise: "cok sıkıcısınız, ben odama gidiorum" der ve gider..bööle .ok gibi kalırsınız. 'yaw hakkaten o kadar sıkıcı bi insan mıyım?hayatmn amaci ne?hangi yıldayız' gibi derin dusuncelerle ortada kalıverirsiniz. kendileri bilkent-hukukta okumaktalar, büyüyünce (ki fiziken bi büyüme belirtisi hala yok) avukat olacak:) bu tavrlarla daha uygun bi meslek olamazdı herhalde:P haaa, bi de, eger size bi iyilik yaparsa, ne bilim 'kahve istermisin?' ya da 'gel senn kaşlarını alayim bari' gibi, o zaman dunyann en mutlu insanı olursunuz: 'evet evet beni sevio!!! yok yok gercekten beni sevio yaşasın!' die dusunursunuz....

bu arada yazmakta fayda var, aramzda yedi yaş olmasına ragmen, fii tarihinde aramızda gecen bir münasebetsizlikten sona, bana yan yan bakıp :" bundan sonra sana abla demicem, ekin dicem." dedi. ve tahmn edersiniz ki, öle de yaptı. 'abla, ablacıgım, biricik ablacıgım' ya da 'ekincigim' falan gibi kelimeleri asla duyamassınız :)
daha yazıcak cok sey var iklim hakknda: mesela annem&iklim, iklim&odası, iklim&araba, iklim&pembe ayakkabıları, iklim&minyatür elleri, vesaire..... zaman oldukça yazacagım.

simdilik bu kadar..


15 Ocak 2008 Salı

i entered nothin' ....

ı-ıh hayır hala şaşalı cümleler bulamadım söyliyecek...leyla navaro'nun bir kitabını okuyorum,aslnda baska bir kitabı var mı bilmiorum.. adı, bir cadı masalı. kitap kızgınlık, öfke ve kimliklerle ilgili...bazen kendini anlamsız, anlamsız olmasa da abartılı öfke krizlerinde bulanlar için, okunası bir kitap. çözüm degil elbet ama, cümle arayışlarında soğuktan ellerinizin donmamasını sağlıyor :)







"...oysa kızgınlık çok normal ve insani bir duygudur. Ruhunuzun bir olumsuzluğa karşı verdiği sinyaldir... Kızgınlık duygusunun bünyemizdeki temel işlevi, karşılaştığımız haksızlıklar, yaralayıcı küçük düşürücü, zor durumlar karşısında bizi uyarmak, kendimizi korumaya alabilmemiz veya savunmamız için de enerji vermek, gücümüzü seferber edebilmektir. Kızgınlık insanı enerjik ve güçlü kılar."(Navaro, 99, sf.21)

öfke ise, kızgınlığın davranış biçimi olasılığı olarak ortaya çıkıyor. bu bir seçim ve kominikasyon tarzı. kızgınlıgın sebebi ne olursa olsun, en ideali bunu öfkeye dökmeden yatıştırmak ve çözmek olarak ifade ediliyor. peki, sorarım o zaman, öfkeden gözlerinizin yaşardığı, ellerinizin titrediği anları naapcaz? "heheee ben gayet sakn biriyim, hiç de öle gaza gelmem:)" deme bana... hani olur ya, "işte o an döndüm abi!!" dediğiniz anlar... gel de durdur ondan sonra...

insanları anlamak, anlamaya çalışmak, cümlelerini tercüme etmek cok zor. sanki kendini anlatmak cok kolaymıs gibi... (çıkmam lazım, sona devam ederim.)

14 Ocak 2008 Pazartesi

grafik.tasarım.dergisi.ocak.sayısı


grafik tasarım dergisi ocak sayısı cıktı. 15'inden itibaren (ki bu yarın oluyor) bayiilerde bulunacakmış. derginin kurumsalı değişti sanıyorum, konuyla ilgili detayları bu sayıda bulurus herhalde...bunun dısında, derginin içeriğini, tez önerisi araştırması yaparken daha iyi anladım ki, gayet iyi gidiyor. daha önce turkçe kaynaklarda bulunamayacak birçok detay konu, iyi araştırılmış ve iyi image.larla birlikte sunuluyor. özellikle grafik tasarım öğrencilerinin (gerek lisans, gerekse lisansüstü) takip etmeleri ve arşivlemeleri konusunda hassas davranmaya çağırıyorum. derginin editörlüğünü de yapan dokuz eylul uni. grafik tasarım bölümü öğretim üyelerinden ömer durmaz'a cok tesekkur ederim... ellerinize sağlık :)

14. İzmir Avrupa Caz Festivali Afiş Yarışması


14. İzmir Avrupa Caz Festivali
6. Caz Afişi Yarışması


son teslim tarihi 25 ocak

İzmir Kültür Sanat ve Eğitim Vakfı, 15. İzmir Avrupa Caz Festivali’ni 5 – 15 Mart 2008 tarihleri arasında özel bir programla gerçekleştirmeyi hedefliyor. Yarışmanın konusu 15’inci yılını kutlayan İzmir Avrupa Caz Festivali. Yarışma, “Avrupa Cazı” gibi özel bir alana sahip, dünyanın sayılı festivallerinden biri olan “İzmir Avrupa Caz Festivali”ne gençlerin bakış açısını taşımayı amaçlıyor. Yarışma; ayrıca grafik sanatına ilgi duyan öğrencilerin ve genç grafik sanatçılarının yaratıcılıklarını desteklemeyi; seçilecek eseri 15. İzmir Avrupa Caz Festivali gibi saygın bir organizasyonun afişi olarak kullanarak, genç sanatçılara yeni ufuklar açmayı, yeni olanaklar kazandırmayı hedefliyor.

http://www.arkitera.com/y649-6-caz-afisi-yarismasi.html

Mimar Sinan Günleri Afiş Yarışması

Son Başvuru Tarihi: 29 Şubat 2008
İletişimE-posta: bilgi@kaymimod.org
Web Sitesi: www.kaymimod.org

TMMOB Mimarlar Odası Kayseri Şubesi 09 - 11 Nisan 2007 tarihleri arasında düzenlenecek Mimar Sinan'ı Anma Haftası etkinlikleri kapsamında Sinan’dan Bugüne Kamu Mimarlığı "Devlet ve Uygarlık" konulu bir yarışma gerçekleştiriyor. Seçici Kurul tarafından ödül almaya hak kazanan ve sergilenmeye değer bulunan afişler, açılacak olan bir sergiyle tanıtılacak ve Mimarlar Odası tarafından düzenlenecek etkinliklerde kullanılacak.

http://www.arkitera.com/y676-mimar-sinan-gunleri-afis-yarismasi.html

shine on u crazy...


günaydn...bugün hapşurarak uyandım :) komikti :) öle gece gece, manhattan inrock sonrası sokakta kokorec beklersen, iste böle olursun :) hmmmm, evt cuma aksamları manhattan bi klasik oldu sanırım... ozellikle süleyman bağcıoğlunu if'in sıkışık, havasız ortamnda dinlemek eziyetine katlanmamak ugruna, manhattan'ı sevioruz :) manhattan web sitesi enteresan olmus, girisinde bi ilustrasyon var; keske kimin yaptıgı da belli olsa. sayfa belliki fonksiyonel olucak, forum falan da var, bu demekki musteri memnuniyetine dikkat ediliyor; tabi eger calissaydı?

bi de insan sayfaya girince, manhattanda cekilmis fotoları görmek istiyor; ki bu konuda da şansınız yok...konserler, linkler gibi baglantilar da calismior.... bi de program guncel olsa bile, bu program herhafta mail listesine postalansa bile, mesela inrock posteri cok kötü, ve yanlıs: bass kısmında artık cem yazması lazım.... http://www.manhattan.gen.tr/

("cem" daha sonra circle bolumunde ustunde durulacak olan şahane iyi insan profili olarak özenle irdelenecektir.)

okula gitmem lazım sonra devam ederim....

13 Ocak 2008 Pazar

"sizlerle celismekten o kadar yoruldum ki"


her kişinin kendi bunyesinde tuttugu kuralları, mantıklıları ve sacmaları var. her kisi kendi olusturdugu, kendi ormanında dolanp duruyor; peki ya diger ormanların kişileri ile iletişime gecmek? diger ormanları istila etmek midir? yoksa, ara patikalarda yürüyerek sohbet etmek midir? istilalar, her orman sahibini endiselendirir, savunmaya zorlar. ole ki, bi zaman gecer, her patika önerisi, istila gibi gozukur yüregine, savunmaya gecersin. ayırdına varmak zorlasır...
ps: asagıdaki resm, 10ocak07 sabahı hü grafik bölümünün koridoruna yaplmisbir şablonun fotoğrafı, mekansal tipografi projesinin bir sonucu oldugunu dusunmeden edemiorum, ve kimin yaptıgına dair bi tahminim var, ama hala bu stencil'i yapan kisinin kimligi belli degil. amacına ulastigini dusunuorum.

10 Ocak 2008 Perşembe

mekansal tipografi 01

















gra 343 tipografi dersinin final projesi olan mekansal tipografi çalışmaları... arkadaşlar (öğrenciler) çarşamba günü birkaç işi astılar. bu kritik ve asma aşamasından sonra, bugün -perşembe- geri kalan öğrenciler işlerini teslim edip asıcaklar, sonra sergi açılışını yapacağız... ama öncelikle dünkü çalışmalardan birkaç foto...




8 Ocak 2008 Salı

bayram gezmesi

özlemle istanbula gittik...ayca ve nil de geliceklerdi, ama...neese...trenle paşa paşa içerekten yol aldk... ilk gün burcu'daydk, bayılmaca uyuduk tabii, ertesi gun dayımlara gidicektim ama, beyoglu-bira-kokoreç-midye derken kendimden gecmişim :P hmmm sona 3 kız bir ayakkabıcıya girdik. 3 kız bir ayakkabıcıya girince ne yapar?kendinden geçmenin bir adım ötesinde, ellerinde rugan topuklularıyla salınırken alıveriş hazzının doruklarında gezinirler...
...
cmt gecesi de, benm eve gelip burcuyla özlemi uyku halinden kurtarıp, çiçek pasajına gidip, çiçek pasajında barındırılmayıp, geceyi james joyce adında bi irish-pub'da noktalandirip eve donus yaptık... aslnda pazar gunu cok guseldi, tanıstıgımız bi-kac ark. bizi oglen kahvaltısına davet etti. toparlandk, dan'in evine gittik, manzarayı görmeniz lazmdı!!!! butun ist. ayaklarınızın altında:)superdi. neese detaylar uzun, fotolar yeter.

...

.:büko:.































büko...aslnda kardesim'in (iklim) bi ark.nın kedisi idi. sona 3.sahibi olarak bana geldi. onceleri bayaaa mesafeli olan iliskimiz, ancak 3-4. aydan sona yakınlasma surecine girdi. ama yine de herzaman, aramzdaki samimiyetin belli bir sınırı, laubalilik kaldrmayan bir derecesi var. ... evet, fotografini cekmek cok zor, ancak gunduz iyi ısık yakalama suretiyle bu şeref ulaşabiliyorus. yukaridaki resim (pembeli olan) nadir gusel foto.larndan biri. obur resimde ise, arkaplanda kasm ayında kiraya vermis oldugum evim gozukmekte. onplanda ise, pasalar misali yayılmıs büko. ayaklarını ikiyana ayırarak girdigi bu poz. ona saatlerce gulmeme neden oluyo. ee tabi, bunun karsılıgında anlamsız anlamsız suratıma bakıp, bi sure sona da homurdanarak yerinden kalkıo... :)

çilek tarlalarınn tatlımsı pembe kokusu

yazmak lazm dimi...oraya buraya karalayacagina yaz bakalm...strawberry fields forever.. durmadan aynı odak noktasında şikayet etiginiz noktaları, bir gun bakıorsunuz eksiksiz yerine getirmişsiniz. o kadar laf, o kadar şaşalı iddalar yerlerde süzülüor..hadi bakalm simdi ne yapmak lazm?yeni-yine bastan plan program..sevincini, enerjini soguran bu geri dönüşler yorucu, ama yapacak hicbisi yok..tekrar guclenip, tekrar yogalanıp (:P) tekrar yazılıp, tekrar planlanmalı gibi gelio... ha, nie yazdm o zaman bunca hayalkırıklıgını die dusunuosun.. ı-ııh yok öle olgunlasmaymıs, efendime söliyim tecrubeymis, laf kalabalıgı; yasıosun o kadar...
"hmmm o zaman ben bi galactica'mı segredeyim de sona bakarz.." diosun... çilek tarlalarından gelen tatlımsı pembe kokuyu icine cekmenn hayalini kurmaya devam ediosun... yeni plan-programımı yapayim, yeni şaşalı laflar, deyişler bulayim, yazıcam :)

7 Ocak 2008 Pazartesi

09ocak08/film gosterimi

bi turlu yapamadıgımız film gösterimini,
bu hafta çarşamba yapıcaz sanırım.
gösterim sonunda yorum yazarm,sanırım......................
afişteki tarih, bu filmin ilk gosterim tarihi idi.
fakat, neyazıktırki, becerip de bulusamadık..kısmet :P


tipografik masal sergisi








29kasm2007 tarihinde,
hü gsf grafik bölümü,
gra 343 tipografi ögrencilerinin
tipografik masal sergisini actik.
butun islerin resimleri yok ama
bir cogunu toparlayabildim......

blogumu da actim hadi baaalım!!!


once bi hakimiyet kuralm,
sona uploadlar baslasin!!!
:)
ekn.