16 Temmuz 2014 Çarşamba

gezi.nti güncesinden unutmayalım notları

ingiltere'de yaşıyan ve okumaya devam eden bir arkadaşım var, arada haberleşiyoruz.. 6 senelik bunlım ortaklarımdan, neyse o konu başka :)

bir documentary gibi birşey hazırlıyormuş; bende ve bazı arkadaşlarımdan Türkiye'deki durumları yorumlamamızı istedi.. evet evet, şimdi biraz önce facebooktan konuştuk, demeye kalmadan çıt çıt çıt yazmaya başladım FB mesaj'dan.. dolmuşum herhalde :) dedim ki, bundan post olur, ben blog yazayim:)

gezi, direniş, direnti, ethem, berkin...

diye diye, bir sene oldu, geçti.. düşünüyorum, ne durumdayız diye.. aslında bi yenilgili kabullenilmişliğin yanısıra, direniş'liliğin gururu da var.. şu an, biraz daha farklı bir aşamadayız herhalde, umurluluk haliyle beraber yerini mizaha da bırakan, sembolik kelimelerin kullanıldığı garip bi durağanlık  var.. en azından bende.. içimde umut yok. evet, bu konuda netim, umut yok. ama şunu söyleyebilirim, hiçsizlik içerisinde bi umutsuzluk değil bu, elimde kendi düşüncelerim, fikirlerim, karşılıklarım var.

gezi bize ne yaptı? gezi bize karşıt düşüncelere sahip olabileceğimizi ve bunları rahatça (belki çok rahat değil ama) söyleyebilmeyi verdi. direnişi, direntili bulantıları ve sonunda "evet abi, söyledim işte!"yi  verdi.. bir şeyi onaylamıyorsan, herkez mutlu etmek, suya sabuna dokunmamak adına susmayı bıraktırdı gezi bize? yine söyle ne diyeceksen de, bu seni düşman yapmaz ki!

bi şunu anlayamadık zaten, birbirimizin düşüncelerine saygı duymayı anlayamadık gitti.. ben karşımdaki düşünceye de saygı duyarım! taaaa ki bana dokununcaya dek! diye diye aşılamayan bir konu :)

bu ayrı bir konu.. gezi'nin devamında nerdeyiz peki? öncelikle, yaşananları, yaşanılanları unutturmamaya ve daha çok UNUTMAMAYA çalışıyoruz gibi.. sosyal medyada sürekli hatırlatılan bazı notlar sıkıntı vermiyor.. bu unutmayalım notları, insanların kendi kendilerine takvimlerine ayarladıkları alarmlar gibi.. ya da post it'ler gibi...

çok mu yazdım? yoooo? :)
kahve alayim..

2 yorum:

Adsız dedi ki...

Eline sağlık :)

Neslihan Taskin dedi ki...

Bence gezi birseylerin diretilmeyeceginin farkina varmak, sessiz kenardan seyredip bakalim ne olacak diyenlerin uyanisi. Ben saygi duymuyorum, bile bile soyulmayi destekleyen nerden geldigini nasil nereye geldigini unutup kendi cikarinin pesinde kosan bunun icinde bu adamlara hala oy verenlerin hicbirine saygi duymuyorum cunku bu kisilikler zaten kendilerinede saygi duymuyorlar. En azindan bunu acikca soyleyebiliyorum, onlarin bunu soylemeye bile cesaretleri yok hep kavgaya siginiyorlar.
Bu ara cok sik tekrarladigim uc sey var "seni seviyorum" "senden ozur diliyorum" ve "sana tesekkur ediyorum" hepsinide kendime soyluyorum. Bi nevi kendine donus, kendi kendimi temizleyip arindirmaya calisiyorum, cunku zararda veren yararda saygalayan benim. Bencillestim mi ne? :)