2 Nisan 2015 Perşembe

Retinanı al da geeeel mustafa ali!

https://igcdn-photos-h-a.akamaihd.net/hphotos-ak-xfa1/t51.2885-15/11055788_359476667592695_1955996087_n.jpg
Oh bea, rahatladım :) birazcık acıklı oldu o kadar parayı bir çırpı da vermek ama, buzeller desteklenmesi, neyse şu an iyiyim :) şu Adobe olayını da çözdükten sonra, bak nasıl olucam!! canavar canavar!!!

Poi'nin çekimlerini yaptık yapmasına da, işleyecek ekran-bilgisayar yoktu; şimdi o da var :)

hadi bakalım, önce alışveriş sonra iş :)

27 Mart 2015 Cuma

HIATUS KAIYOTE ablamız geliomuş buralara oralara

Bilmeyenler, bilenlere sorsun, bilenler de bilmeye devam etsinler :)
http://www.jutlandstation.dk/wp-content/uploads/2013/12/2595_HiatusKaiyote_006.jpg

Avustralyanın bağrından keyifli müsika yapan ablamız için, Altus Müzik Org. ile iletişimdeydim zaten de, bi baktık istanbul Jaz festivaline geliomuş!! haberi burada buyrun:

http://caz.iksv.org/tr/arsiv/haberarsivi/p/1/1091

Gidilecek elbette :) de, acaba Ankara'ya da gelir mi? gelse ne güzel olur, "Ankara'da da güzel birşeyler oluyor arada" falan deriz, savunuruz denizsiz Ankaramızı :)



Olmadı gideceğiz mecburen zaten de.. Umarım hafta içi olmaz.. Hayır, ders iptal etmek zorunda kalırım, sonra ek dersti uğraş dur :)

20 Mart 2015 Cuma

Biz Grafik Tasarımcılar...

Diye bir başlık açsam diye geçirdim içimden de, başladım yazmaya... Bir Grafik Tasarımcısı olarak bizlerin yaşadığı gıcık edici olayları anlatmak ve yine aramızda dalga geçtiğimiz müşteri tipi olmayın diye bütün bunlar :)

Orda burda, grafik tasarımcı insanlarla karşılaşınca, toplaşınca, bişiler yapınca, bi şekilde konu jargonlara, bize spesifik klişelere, müşteri yakınmalarına bağlanır elbet.. Hep yaşananlar da aynıdır bu arada :) ufaktan aklıma gelenlerden biri ile başlayayim, sonra blog yazmak için konum olsun :)

> Biz Grafik Tasarımcılar YAZILARI OKUMAYIZ ARKADAŞ!

En büyük sorunlardan biri bu herhalde.. 'Yazı okumayız' derken, tasarım sürecinde yerleştirdiğimiz paragraf metni okumayız. Bunun iki çünkü'sü var...

Birincisi, şımarıkça olanı, çünkü biz metin yazarı, redaktör ya da editör değil grafik tasarımcıyız. Bi zahmet bul metin yazarı ya da yazı düzeltici de ona yaptır haspam...

İkincisi ise, mantıksal açıklamadır, biz tasarım yaparkene, layout'tu, kompozisyondu falan vesaire, yazıları metin blokları olarak, hatta daha netleştirmek gerekirse içi dolu bütünler olarak algılayıp, yerleştirme yaparız. (Yerleştirme demek biraz olayı grafiker'e çeviriyor, ama, anlayın diye halk dilinde yazıyorum, diğer meslektaşlarım hemen yükselmesinler :) Aşağıdaki resimlerde görülebileceği gibi, yazıları çizgi çizgi çizgiler halinde algılar ve davranırız...

scribble

Resim altı yazısı: burada bahsedilen 'copy' text anlamına gelir...



Resim altı yazısı:Jan Tschichold layout tasarımı...

İşe başlarsın, metinler docx olarak gelir, sonra copy-paste metni alıp kullandığın programda, text box'ın içine (metin bloku) yapıştırıp işine bakarsın... Onaylar, düzeltmeler falan bu arada düzeltmeler/değişiklikler safhasında müşterini özellikle uyarırsın;

"Amcacım, metinlere baktınız di mi? kontrol ettiniz?" ..

Sanki hiç dememişsin gibi, matbaadan önceki son onay safhasında onay verilir, matbaaya hazırlarsın ve tam matbaaya gönderecekken sana telefon:
"Ekin Hanım! yannız o 3. paragrafın sonundan bir önceki satırda i'lerin noktaları yok!!???!???!!!"
ya da
"Ekin Hanımcığım, siz farketmemişsiniz, ben hatanızı buldum! o paragraftaki kelime yanlış yerden kesilmiş!!! ama olmazkiiiii! iyi ki farkettim, yoksa böyle basılacaktı! cık cık cık!!!"

içten gelen ama dışarı yansıtmadığımız cevap şu:
"MAL MISIN YAA!! Dedik sana kontrol et diye bin defa!!! Benim suçum mu oldu??!!! GGGerizzzzekalı!!  Küçük dünyaları sen yarattın da, benim hatamı mı buldun??? zeki misin sen???
İyi ki farkettim demiş bide, laaaayn! tabiki sen farkedicen!!!"

Bak yine sinirlendim.. neyse uzatmıcam, anlaşıldı galiba? Siz siz olun, bir grafik tasarımcıyla çalışırken, grafik tasarımcının metinleri okuma ve/veya düzeltme yükümlülüğünün (aksi söylenmedikçe) olmadığını bilin efenim..

Tabiki, bu işi yapan, ve de çok iyi olan arkadaşlarımız var. Ama bu arkadaşlarımız kalifiye üstü'dür! becerilerinin üstüne ekleme yapmıştır, zekidir, çeviktir, yıldızlı pekiyi'dir.

Sonuç olarak; Biz Grafik Tasarımcılar, tasarım içerisinde kullandığımız metinleri okumayız.. Bir tasarımcı size, "iyi de ben metinleri okumam ki?" dediğinde, lütfen dünyanın en garip ve en kıçı kalkık insanıymış gibi bakmayınız.. sevgiler...

19 Mart 2015 Perşembe

Kurt Cobain ve Ben



ay negüzel diye anlatacak değilim elbette.. Kurt Cobain'in hayatını belgeselimtrak anlatan bir yapımdan bahsediyorum.. trailer'ını izledim, anılar canlandı..detaylar burda..

http://www.cut-online.com/2015/03/18/kurt-cobain-belgeselinin-ilk-traileri-yayinda/

Belirli bir zaman aralığında yaşayan ve 'gençlik' şeysileriyle kesişen bir reference group misali insanın ortak imgesi, icon'u, ya da her ne ise işte, o2dur Kurt Cobain. Daha önce Nirvana albüm kapağıyla ilgili bir post'um olmuştu: burda..



Öldüğü (?) günün devamında yaşadıklarımı hatırlıyorum. O zaman Adana-Osmaniye (o zaman il değildi) Düziçi- Berke barajı lojmanlarında oturuyorduk. Bütün özentiliğimle, alternatif müzik hayranı olan ben allahn iktir ettiği bir yerleşim yerinde, duvarlarıma Blue Jean dergisinden çıkan, öncelikle CURE, sonra Kurt Cobain sonra daha başka başka posterler asıyor, kasetleri beşgen kurşun kalemlere başa sarıp playliyordum.. Duvarımdaki Nirvana posteriydi Kurt Cobain bana... Ne enstantaneler var aklıma gelen.. neyse onlar sonra :) Çimen ve Gaye ile (onlar Osmaniye'de oturulardı, ben okula oraya giderdim..) böle müzik dinlerdik biz..

Neyse, o zaman baraj müdürünün bizden büyük gençlik oğlu lojmanlara geldi diye uydudan MTV yayını ayarlamışlardı.. Allahn iktir ettiği yerdeydim ama MTv'im VARDI! küçük 35 ekran'dan izlerdim :) "Kurt Cobain öldü!"yü duyduk, duydum.. annemler, amcalar seviyesi çok ilgilenmedi elbette :) ama ben, çok ciddi birşeyler oluyo lan demiştim.. o an bu an'dı.. önemliydi.. birşeyler yapmalıydım..

Ertesi günlerden brinde, Courtney Love'ın cenazeden canlı yayın konuşmasını vereceklerini öğrenmiştim, de, şu an hatırlamadığım bir nedenle evde izleyemiyordum.. Yasemin Teyze'den rica atmiştim, "evinizde televizyon'dan cenazeyi izleyebilir miyim?" diye.. Bayaa ev hali kıyameti, bir yan da Sinem (kızı - Facebook'ta ekli :), bir yanda sesi çok açmadan izlemeye çalışmalar.. ki, ingilizcem yetmezdi çok anlamaya.. ama olsun, önemli bir an'dı, bir şeyler yapmalıydım...

İşte o yayının videosunu buldum.. Bi daha izledim de.. yine gözlerim doldu..



Lojmanların etrafında yer yer çalılıkların oldugu, toprak-tozlu bi yürüyüş yolu vardı.. Lojman sakinleri yürüyüş yaparlardı.. işte o yolda, aralarda bir yerlerde kuytu bi çalılık bulup, Blue Jean'lerden kestiğim Kurt Cobain fotoğraflarını, bir kaç adet mumu alıp ufak ezik mabedimsi bir yer yaratıp kendi anma törenimi yapmıştım.. Ne biliim abi, o zamanlar böyle gelmişti :) İçimden kendimce bişiler söylemiş, accık ta göz yaşı dökmüştüm Cobain abime.. bir şeyler yapmıştım işte..

anıya gel! :)

değerli.. o belgesel izlenecek, kafa da daha bunun gibi birçok recall eden anıyla beraber..


6 Mart 2015 Cuma

TYPOGRAPHY GIFF/GIF Projects



Media and Design Master programı içinde, tipografi dersinde yaptığımız çalışmaları http://mediaanddesigntypography.blogspot.com.tr/ adresinde topluyoruz :) ben birçoğunu çok beğendim :)



Daha bi sürüsüne de çalışma yapacağızzzzz, takip edinizzzzzz

27 Şubat 2015 Cuma

Bir Savaş Nasıl Hatırlanmalıdır? Sergi Teaser

Dilek Karaaziz Şener ile uzun zamandır çalıştığımız, 11 mart 2015'te açılışını yapacağımız sergi için hazırladığım teaser efenim:

BSNH / Bir Savaş Nasıl Hatırlanmalıdır? Ezhibition Teaser 2015 from ekinklch on Vimeo.


Detaylar ve diğer bilgiler yakında...
:)

21 Şubat 2015 Cumartesi

şubat güneşi sidikliye vururmuş!

bi milestone olsun, Şubat 2015 Mylo fotoları:
aaa bu arada iphone6-no filter bebeĞım






one a day book: IFRITLER'DEN DRACULA'YA MODERN VAMPIR MİTİNİN DOĞUŞU /// vampir'li antolojili kitaplı



Bayılırım, vampirli her türlü şeyi izleyebilir, 2.sınıf vampir komedisini bile özümseyebilir, liseli kız kıvamındaki yeni popüler vampir çakması kitapları zorlayarak da olsa okurum!

Bilgi içerikli bir kitap olarak, popüler kültürde oluşan vampir algısının altyapısı olması açısından okunabilir bir kitap.. Antik dünyadan itibaren ele almış, özellikle 1200-1800 arasını, folklorik hikayeleri bulması açısından ilginç... hatta Kont Dracula, kalesi, romanya ve ilk basılan hikaye/kitap ve filmleri güzel karşılaştırmış... Popüler kültürdeki açılımlarına, bizim jenerasyon filmlere de ufaktan giriş yapmışşşşş da keşke biraz daha bu kısma yüklenseymiş; iyi bağlantı kurabilirmiş..

Başlarda alt çizmeli okurken, kitabın sonuna doğru, ufaktan satır atlamalı okudum aslında ne yalan söyliyim :) Ama tekrar yazıyorum, referanslama iyi yapılmış.. kitabın arkasında 10-15 sayfası sırf referans..

Neyse, bu kadar işte.. Bir One A Day serisinin sonuna gelmiş bulunuyoruz. Bize ayrılan süre artık dolsun :)

20 Şubat 2015 Cuma

ben bizzat kendim

https://igcdn-photos-a-a.akamaihd.net/hphotos-ak-xap1/t51.2885-15/924129_371743622998816_194310000_n.jpg

Gelecek ay bayaadır üzerinde çalıştığımız, hatta son bir haftadır manyakça çalıştığımız bir sergi projesi var! Ben, bizzat ben kendim, visual identity and design olayıyla ilgileniyorum, proje sahibi ise dilek hoca :) detay girmeyeyim, süprizi bozmayayim :) ama ben, bizzat ben kendim, çok heyecanlıyım!

> kendime de bir iş yapıyorum (bknz, detayı yukarıda) ona da heyecanlıyım!

> pazartesi, master class ile keyifli olacağını düşündüğüm bir tpografi studio dersi yapacağız, inanmazsın ona da heyecanlıyım! :)

xxx.

19 Şubat 2015 Perşembe

ne kar yağdı arkadaş! yazısından hallice ütopik insan haklarına doğru..




http://photos-c.ak.instagram.com/hphotos-ak-xap1/t51.2885-15/10643889_610824245716234_430453721_n.jpg

bu fotoğraf, geçen hafta yağan kar dolayısıyla iptal olan okul günü yerine parkta geçirilen kar gününden :) bugün de aynı durum! ancak daha dışarı çıkma cesaretini gösteremedim :) çıkınca bakarız.. mylo ile karda bi 20-30 dakika gezinmek, fıtı fıtı fıtı yapmak niyetindeyimdir :)

Kar tatili meselesine gelince de, niyeyse böyle spontane tatilden pek bi hoşlanırım aslında ben. ve sonunda hoca olmanın verdiği irade stratejisiye, okul tatil olmasa da, "DERS İPTAL!!!" diyebilme inisiyatifi bende bi ego yapmıyor değil :) ancak ve ancak bu dönem 3. ders iptali olunca, sorumluluklarının bilincinde olarak ben "YAHU DERSLER YETİŞMİCEEEEK!" tribine bile girdim bugün :(

Hayır, zaman harcayıp, bi ton ders hazırığı yapıyosun.. kar kış kıyamet okula gidicem, derste 3-5 kişi... emeğime yazık lan! diye düşünerekten, bugün de iptal... ve de öğrenciyken en sevmediğim EKDERS ayarlama sıkıntısı :(

Neyse, derdim bu olsun valla... ülkenin durumu, insanımızın durumu ortada.. Özgecan... Nuh Köklü.. birbiri ardına manşetlerimiz..



Birçok insan artık televizyon'da haberleri izlemiyor, gazeteleri okumuyor ama.. zaten hergün hergün ve hergün ne acımasızca, ne vicdansızca, ne acaip şeyler oluyor; insanlar, haycanlar, canlar ölüyor.. hani gezi vardı ya, devletti, kanundu, haktı, oydu buydu... insanın anlamsızca ölüyor olmasının yanında neler nelere kafa yoruyoruz yaa..

Geçen bir FB haberi okudum; sosyolog bir kadın, işi gereği duydukları ve yaşadıklarının sonunda intahar etmiş.. dayanamamış, zihni kaldıramamış... doğru mu bilmiyorum ama bi empati yapalım mı? kendini bi onun yerine koysana? ne bunaltıcı, çözümsüz, çaresizliktir ki, kendi hayatını sonlandırmaya karar vermiş.. hem de lütfen burası önemli, kendi sorunu değil, duydukları dolayısıyla... ne inanılmaz, ne uzak geliyor.. ama öle değil işte, duymazlıktan geliyoruz.. görmezlikten geliyoruz..

Bir şey daha duydum bugün KANAL D sabah haberlerinde.. bir erkek, karısını öldürmüş, doğramış çöpe atmış İstanbul'da.. Mahalle'den bir amcayla röportaj yapıyorlar: olay nasıl oldu? ne duydunuz babında.. adam olayı anlattıktan sonra, insani bir yorum yapıyor:

- "... yani inanılmaz bir durum, hayvanların canına kıyamıyoruz, insan insanı öldürüyor.. "

"Amcacım rahat ol, bu ülkede hayvanların da canına bir kıyıyorlar, pir kıyıyorlar, dert etme" diyesim geldi..


Kar yağışı yazısından nerelere geldim..

Kendi ütopik hayatlarımıza dönüp, ders vardı yoktu; kahkülümü kestirdim kestirmedim; cumartesi orda mı içelim, burda mı içelim dünyasında görüşürüz..

17 Şubat 2015 Salı

workin'

working in hard conditions
working hard in conditions
conditions working hard

 http://photos-g.ak.instagram.com/hphotos-ak-xaf1/t51.2885-15/10919289_447322815415910_1916711852_n.jpg

8 Şubat 2015 Pazar

woyzeck masalı - tatbikat sahnesi version !!!

dün akşam Tatbikat Sahnesi'nde sahnelenen Woyzeck Masalı'na gittik. Beni biliyorsunuz, hevesim vardır ama çok fazla oyuna, müzikale gitmemişliğim vardır.. Özellikle Soul Project bağlantılım Müjü (Müjde Kızılkan)'nün aylardır "yok yok gelemem, provam var!" "provadayım, yazamıyorum" "provam bitince vesaire vesaire" cümlelerinden etki alarak, öncelikle Müjü'ye vefalanmak için gitme çabasına girdiğim müzikal, çok daha fazlasını verdi bana.. Rock Müzikali diye nitelendiriliyor, ama ben söyliyeyim, daha çok Glam Rock Müzikali denmeli :)

 AAHLAKSIIIIIZ!!!!

Bu arada, benden beklenildiği şekilde hiç telefonla foto olayına girmedim, tamamen oyundan ayrışmadan izleyebilmek için.. Bütün fotolar internetten araklanmaca :) Ha birde özellikle yazının başında belirtmeliyim, ben iyi bir tiyatro izleyicisi değilim, bu anlamda yaptığım yorumlar kendi audio-visual deneyimlerime ve vizyonuma bağlı olacaktır, uyarayim :) tamamen kişisel yani :)



Özellikle, internetteki yorumları hiç okumadan yazmak istedim.. kişisel olarak yani :) bi kere tatbikat'a hiç gitmemiştim, küçük ama ufacık olmayan bir sahne.. zaten Güneş Sokak Sevenler Derneği üyesi olarak binayı da uzaktan benimsemişimdir.. herneyse, alışık olduğumuz halıfleksli salon olmaması dolayısıyla hoşuma giden salonda izlediğimiz müzikal, gerçekten çok etkileyici görsel ve işitsel bir deneyim sunuyor..

Sahne düzenlemesi, müzisyen ve tiyatro insanı birleşkesi , görsel (ışık ve görüntü yansıtma) etkiler en başta vurgulamak istediklerimden den den.. sesin yüksek olması endişesine hiç girmeden, gayet içinize işleyen Türkçe cümle ve sözler oyunu daha da benimsemenizi sağlarken, bir yandan da düşünüyorsunuz çeviri ve uyarlama ne kadar başarılı olmuş! öyle yapsi durmamış...

 "Woyzeck Masalı" #tatbikatsahnesi'nde

Kostümler ve makyaj, referans verdiği steampunk ekolü ile tiyatral olanla birleştirmiş; gözünüzü yormadan yaratılan hayali apokaliptik ortamı uyumlamanızı sağlıyor... yani bi yandan dışardasınız, ama çok feci absürt olmamasından dolayı bir yandan da o andasınız..bayıldım! özellikle 5 kızlar, yeşil pardesülü komutan ve askerler!



Woyzeck Masalı hikayesini oyundan çıkar çıkmaz hemen araştırdım.. aslında Georg Büchner tarafından 1836'da yazılmaya başlanılmış ama 1937'de ölümünden dolayı bitirilememiş bir oyun... çeşitli uyarlamalarla, sonu çeşitli şekilde bağlanmış bir oyun.. Oyunun bu özelliği, daha da (bu aralar interaktif diye heveslendiğimiz) çoklu son gibi deneylemelere ma'al veriyor herhalde.. dediğim gibi ben iyi bir tiyatro izleyicisi değilimdir, bazı şeyleri yorumlamam doğru olmaz bu açıdan ama herhalde oyunu tiyatral olarak çekici yapan bir özelliktir gibime geliyor? :) neyse konumuz bu değil..



Konu aslen perukçu olan Woyzeck'in askere gitmesi; ordu ve doktorların zavallı adamın üstüne bıraktığı drama; ve sevdiği kadını kıskançlıkla öldürmesi gibi sahneler barındırıyor.. Bu arada bu adam gerçek yaşamdan alıntılanmış... ay neyse hikayesi burda: http://tr.wikipedia.org/wiki/Woyzeck

Ben özellikle asker/ordu sahnelerinden etkilendim.. Genel olarak oyundaki hareket/dans/davranış (tiyatral tanımı ne ise ondan) 'lardaki soyutlamalar, detaylar çok etkileyici idi, ama en çok da komutan süperdi!!! AHLAKSIIIIIIIIZ! diye bağrınmalar vesaire.. oyuncuyu bulamadım, ama bulur bulmaz burdan linkleyeceğimdir.. (yani o kadar, tiyatral bi insan değilim anlayın! :))

>>>>UPDATE>>>> oyuncumuz ADEM AYDİL; emeğine sağlık hocam :)





Bi de askerlerin omuzkalkık yürümeleri; 5 kızların elleri; rahibelerin dua ellleri; Bezelye detayı! :) neyse tek tek detayları yazmayayim de sıkılmayayın :)





Lütfen gidip izleyin! İstanbul'a da gidecekmiş oyun, sonra yine Ankara'da oynar umuyorum da, bi daha giderim.. Emeği geçenleri çoooooook tebrik ederim, yarışmacı arkadaşlara da başarılar dilerim :)

Müjde'cim sesine sağlık! şu taşaklı parçayı bilare bi üsteleyelim! :)

Radikal'de bir yazı var isteyene:
http://www.radikal.com.tr/kultur/erdal_besikcioglundan_istanbullulara_mujde-1285418

Birde, tabiki Tatbikat'ın official sitesi:
http://www.tatbikatsahnesi.com/#!woyzeck-masal/c1749

Bu da ekşili sözlük linki:
https://eksisozluk.com/woyzeck-masali--4613752

Gala gibi prömiyer