12 Eylül 2012 Çarşamba

11 Eylül 2012 Salı

gerçekten bi rüya olmalı ?!?!!

bu 2. haftasi olmak uzere, cagdaş marketler zincirinin yeni (mi desem bilemedim) kampanya (mı desem bilemedim) billboardları eskişehir yollarını tabiri caizse süslemekte.. ilgililer zaten gormustur görecegini ama yazmadan, kurcalamadan duramayacıgımı huzursuzca beyann etmek isterim :)

yıllardr, billboard mediumunun ise yaradigini akl eden bi suru marketin bi sürü ÇİRKİN billboard reklamlarini goruyoruz, gormek istemiyoruz ama görüyoruz, igreniyoruz, hedef kitlesine ulaştığına inanmak istiyoruz ve sonunda görmezden geliyoruz.. ok, ciddi bi problem yok.. bu çirkin market billboardlari arasnda "ben bi degisiklik yapiiim, bi slogan buliiim de marka/isim şeyidiim" niyetiylen cağdaş mark. billboarda çıkmış, yine tabiri caizse sezon başı itibariylen...

iyi de, bu nasil bi slogan? hangi hedef kitleye, hangi dolambaçyasyon yollardan ulaşmayı amaç edinmiş?? marketler zincirinin, konuyla ne gibi bi iliskisi var? bi de o gökyüzü, geleceğimize bakarız ne hiş insanlarız görselleri de ne? ve ,yine focuslanalım, o slogan da be? GERÇEK Bİ RÜYA.. ve dikkat edelim ki DİSNEY fontuyla yazilmış!!!

Disneyland sorunsalını bi yana brakıp daha da basit bakalım mı? gerçek olan ne? rüya olan ne? markete girdigimde hercekten rüya da gibimiyiz acaba? ki bu durumda, bayagı hayal dunyasnda alışveriş yapacağız vede gerçek gibi ama bu bir rüya, ama aslnda şaka yaptk biz size diye kasada kutlama var!!

bi kere rüya gibi bi market, bildigin beleş olur? haksz mıyım? ya da, hani zorluyayim biraz, cagdasta gerceküstü, ancak rüyalarınızda görebileceginiz ürünler satılıyomuş.......... alacagınız piskuvit heryerdekiyle aynı, tuvalet kagıdı da aynı ..

peki.. bu billboardlardan sonra ben de cagdastan alsveris yapicam, bi rüyadaymışm gibi....

..

ps: bence yine de Disney fontu cooook daha konusulasi ama biyumdan buyuk muhabbetlere bloggerlardan girmeyeyim :)

5 Eylül 2012 Çarşamba

mik!

4ten gun aldk bugun :)

binalan.lamada/kahvemak/newplace.newpeace


aaa bu da durdu durdu yazmaya başladı, vakti çok herhal falan denmesin.. iki gündür, ders hazırlığı kafa patlatmacası yapıyorum.. heyecan doruklarda olsa mı?

> bölümde şu ana kadar muhattap olabildiğim iki kedi var; ncak bir tanesi buraların ağası gibi duruyo :) hem cüssesiyle, hem de yarım bakan gözleri ve aldırışsız tavırlarıyla.. fotograftaki ada; kucağına alıyor ağamızı ancak kedinin gıkı çıkmıyo, yani saaatlerce durabilir o şekilde hiiiiç rahatsız bile olmuyo.. evde, mylo'nun yemediği mamaları getireyim diyorum ama o göbekle hiç de ihtiyacı yok gibi :)



> veda yemeğine katılan arkadaşlarım vede saygıdeğer hocalarım :) hediye mayetinde bana aldığınız kahve makinasını bugün kurabildim, çoooook teşekkür ederim.. odamı biraz daha yerleştireyim daha geniş fotograflıcam, şimdilik buralar pek de öle cafe de ekin'e uygun değil.. ancak, gerçekten çoook teşekkür ederim, çok naziksiniz, mahçupçuplama oldum..


> bu arada orhan anafarta'nın eski dasındayım :) garip geliyor çok öööle muhabbetim olmamıştı ancak, ismen büyük harfle yazmak lazım gerek herhalde..



> şimdilik bu kadar, ben back to work.. 

3 Eylül 2012 Pazartesi

thefirstdaydesktop

ilk iş günüm :) geldim sabahtan sabahtan... bildiğim yolları farklı farklı gelerek (gelerek ne demekse).. yerleşme heyecanları; kapıda sigara içmeler; adam'la assignment diyalogları.. bir yandan payot katalogu, bir yandan buranın ip'si kaç oluyo şimdi, dns'i falan? :)



yeni adetlere nereden nasıl adapte olacağımdan tutun da, ne kadarını nasıl ekinsellerim düşünceleriyle suratmda gülümsemeli yandan kahküllü bi durum söz konusu..
:)


28 Ağustos 2012 Salı

iklim izmirli mi oldu şimdi?



valla, gitti, evin buldu yerleşti, gittim gördüm geldim :) umarım herşey gönlünce olur, mutlu olur falan bişi... ee artık iklim izmirli olduğuna göre, bi ayğımız izmirde olucak demek :) gidip-gelinilir durulunur.. onun adına çok heyecanlanıyorum tabi..




22 Ağustos 2012 Çarşamba

ben size diyim:

reklam izlencesinde gordum, pizzanzda olmasını istediginiz malzemeler falan bisiler.. ben size diyim;

pizzada olmayan /olmasa iyi olur / olmaması daha iyi olur / olmamalı malzemeler nelerdir?

1- MISIR: canım mısır aparatı pizzada olmaaaz! hiiic yaksmaz, tatlı tatlı hiic olmaz.. "yaaa nie ole diosun, ben severiiiim?" diyenlere de aldrmayn, o iş olmaz!!
2- DeNİZ ÜrüNÜ herhangi seyler: coook hassas bir konudur. coook nadir olaraktan ince hamurlarda, beeeelki haricinde deniz kokulu seyler pizzada olmaz!

ben soliyim de sona demedi olmasn :)

21 Ağustos 2012 Salı

birvedayemeğiorganizasyonu gerek

daha önce ufak da olsa bi giriş yapmıştım; şimdi artık yazma rahatlığına kavuştum :) 14 ağustos itibariyle hacettepe üni. grafik bölümünden istifa etmiş bulunuyorum. bazı yanlardan üzücü, bazı yanlardan rahatlamacalı. bazı insanları özliyeceğini bilmek, bazı insanları ise 'neyse..' diye hatırlamak, bazılarını da 'öğrencek daha çok şeyim var, mutlaka!' die hatırlamak, öğrenci sıfatında olup da değerli olduklarını bildiğin insanları da düşünmek demek bu ayrılış benim için... cümle biraz kasıcı ve edebi oldu, bana göre değil :) sonuç olarak, bazı kayıplara rağmen kendi adıma mutluyum, bu kadarını belirtmek yeterli...

özel insanlarla tanıştım, özel insanlarla özel cümleler paylaşmak adına hacettepe bir dönemdi hayatımda. şimdi önümüzdeki tarihlerden itibaren bulunacağım spotlar için ise heyecan ve acaba neler olacak karışımı cümleler kuruyorum. işe başlama tarihimden sonra buradan bağrış çağırış yazabilicem, etiklik meselesinden.. çok da büyütmek istemiyorum, ama içimde güzel şeyler yapabileceğime dair mamutlar var :P



bi veda yemeği organizasyonu da gerek :)

ekin.


18 Ağustos 2012 Cumartesi

neon kasabası/rocknroll/disco/cccp


eve dönüş şeysi.. uzuncana bi süre buzellerle olunca, şimdi evde yalnız yalnız fotograflara bakmak bi garip geliyo tabi :) 

marmaris garip bi yer; neon kasabası tadında, iskendere alexander kebap denildiğini de eklersek çerçeve belli oluyor galiba. assos'dan sonra rocknroll tatil de yaptık oooooh! barlar sokağı denen yer, ilk gün heyecan verici, sonra hmmmm, sonra 'gürültülü' geliyor.. şöyle söyliyeyim, eğlence dipdibe ve ooollley! ama, kebapçılar bile bir saatten sonra apaçi shov'lu bangır bangır müzik yayını yapıyor. yani, bize garip geliyor tabi, kebapçı-cafe dekorasyonunda (ve tabi neonlar eşliğinde) bas bas rihanna ve fish bowl etrafında pembe pipetlerle sexonthebeach içen el kızları :) etrafa bakınıp duruyorsunuz işte... 


marina sahil tarafı daha sakin :) teknelere bakarak yürünüyorsunuz falan bişiler.. birbirinin aynı bir sürü mekana oturup milyon adet acaip isimli koteyllere takılmak da başka bişi :)
aaaaa dur, en etkileyici ve de 'yaaaaa, ben düşünmüştüm bunu!!!' denilen şey ise; shot-bar!lar; aslında shot-window!lar dense daha dogru olur.. daracık barlar sokağı şeysinin içinde, ev pencerelerinin shot barlara dönüştürülmesi ve tabiki neonlar eşliğinde dövmeli, makyajlı imaj kız-barmenler! :) yani, birileri akıl etmiş sonunda: erkek barman çok da çekici bişey değil, kızları koyun bak satışlar nasıl artıyor! :) aaa bide eklemekte fayda var; 3 shots for 10 liras!a kanmayalım, tekilalar bidonla geliyor diye bi söylenti var :) 



sinem, donna ve ben ilk günlerde takıldık tabi shot bar olayına ama sonra ciddi uyardılar bizi :) zaten tekilanın tadı da kolonya buruk tatlı su ve alkolizm karışımı idi, limonlanınca hiçbirşey farkedilmiyor tabi :) wtf.




bu arada eeeeen acaip görüntülerden biri de CCCP isimli club! :) neondan bi tabelası da var, ve de camında rusça bilen garson aranıyor A4'ü yapıştırılmıştı :) içerisini pek göremedim, yani aslında cccp konseptine de uygun olarak tek bir neon ve gerisi gizli saklı, içerde ne oldugunu bilmediğiniz, ve girmeden de öğrenemediğiniz tedirginlikte mekan tanımlaması uygunumsu :)


acaip bi deneylemeydi.. sonra tekne gezisi, shooting star meselesi ve gece denizlemeleri... keyifli bi tatildi.. sonra devam ederim, yine bisürü foto var :)

16 Ağustos 2012 Perşembe

blogçu sosyal medyacı kişilikçe yılınbaşı mesajı

butun keywordleri yazp, hashtagler mashpotatolar falan toplamaca usülü.. barim bi mesajm olsa diye dusunuyorum mu?

havuzdan skılarak, gunde bilere ıslanmacasına girmek de ne demek? iste mesajm bu :) bekle ankara buzellerle dönüoruz! ve de nasıl donuoruz:) onunda benm de bi suru is-güc ve guzel bir yıla baslama niyetiyle :)

evet ya, yılbaşı denir ya hep, senenin başı falan.. okuldan kop(a)mamanın verdigi bir edayla, senenin başı eylül'dür! eylul aaynda baslar sene, ve birdahaki tatil donusu biter; yeni düsünceler, yeni innnovasiyonlar, yeniler feniler bişiler :)

2 Ağustos 2012 Perşembe

assos behramkale iskele hakkında bilmek isteyecekleriniz gibi bi yazı...

2012 ağustos itibariyle, internetten arama yaptığınızda çok az samimi bilgiye ulaşıyorsunuz, daha öncede belirttiğim üzere, kendi üzerime sosyal paylaşım sorumluluğu alarak assos iskele mahalinden bahsedeceğim :) ps.fotografların üzerine watermark koymaktan hoşlanmıyorum, ama resimleri kullanacak olursanız lütfen referans veriniz, etik olması açısından?



birincisi, asos diye bahsedilen, behramkale etrafında bisürü yer var; ama asıl görülmesi gereken yer assos iskele'dir. kadırga sahili (güzeldir ama büyüleyici değildir.), behramkale(köy kısmı, tarihsel değeri olan, yanılmıyorsam artemis tapınağına yakın, keyifli esintili ama büyüleyici değildir.), etraftaki bilimum sahil şeridi şeysileri(campingler, butik oteller, sadece oteller vs, deniz muhemelen süper güzel, serin, temiz ve şahanedir, ama dediğim gibi büyüleyici değildir:). mesele, iskele/liman mevkii'nde biter :) gündüzü ayrı gecesi ayrı güzeldir. sakin mi sakin, güzel denizli, çoook da pahalı olmayan bir tatil istiyorsanız, asos iskele mevkii büyüleyicidir. hele sevgiliyle başbaşa tatiller için biçilmiş kaftandır :)




asos küçük bir yer, çünkü genişleyecek yeri de yok, izni de yok. dik taşlı bir yoldan uçurumun gibi bir yüksekliğin (ki yukarıda tapınak ve köy vardır.) alt kısmına inilir. arabayla iseniz (ki dolmuş falan az galiba, bilemiyorum..) bir restoranın içinden geçerek merkez diyebileceğiniz aralığa ulaşırsınız, ve arkadan incecik dar ve bozuk yoldan devam ederseniz, pansiyonların park yerlerine ulaşabilirsiniz. ve de ancak o kadar gidebilirsiniz. yer ve yol yoktur başka.. bir sahil şeridi (daracık) ve bir arka yoldan oluşur assos iskele..



biz plaj pansiyonda kaldık; kervansaray gibi lüks bir iki otel de var ama ben pansiyon tercih ediyorum; o hafif köhneliğiyle konsept daha bi tamamlanıyor sanki :) genelde pansiyonlarda uygulama şöyle; bungalov tarzı kalacak bir yer: içeride yatak ve wc/ duş (sıcak su) var ve de genelde klimalı.. bu bungalovlar sahilin hemen üstünde oldugu için genelde sabah deniz görüntüsüyle ve sesiyle uyanıyorsunuz(!).. sabah kahvaltısı: gerçek zeytin, gerçek domates, gerçek yumaurta vesaire.. ve de akşam yemeği dahil edilebiliyor: gerçek ege mezeleri, gerçek zeytinyağıyla hemen orda taze yapılıyor ve mükemmel lezzetteler.. ve de ızgara balık! 2012 itibariyle plaj pansiyona 70 tl verdik biz; bir yandaki dr.no pansiyon 80 idi. bilemedim, 10 tl'den değil tabik, bizim yer daha tenha olur diye tahmin ettim.. neyse, çadırla da gidebiliyorsunuz bu arada; ortak duş ve wc var. ama yerleşmeden duş ve wc'lere bi bakın derim ben :)



sahil kısmı, tahta iskelelerden oluşuyor, bi de ileride tekne mekne olayı büyük, ciddi bi iskele var. denize girilme kısmı bu iskelelerden.. deniz taşlı, hatta kayalı.. aralarda deniz kestaneleri var, bi ton balık sanki siz orda değilmişsiniz gibi isrifini bozmadan dolanıyor.. deniz teeeeeertemiz ve de serincene.. herkez deniz gözlüğü gibi aksesuarlarla denize giriyor, çünkü manzaralık.. ilerde, antik iskele taşlarını da görebiliyorsunuz, hatta üzerlerine çıkıp, sahildekilere el sallayıp, şapşal şapşal mutlu oluyorsunuz :):):):):)




çok bile yazdım, gidin, gezin, görün.. daha önce yazdığım diğer FOTOĞRAFLAR bu yazıda.
.....
bi de şu büyük iskelede, kayalarda akşamüstü oturup takılmaca olayı var.. biz çooooook eğlendik, ama o fotograflar pek bu yazıya uygun değil :) ancak, aşağıdaki pozu yakaladım: tam kartpostal gibi: kız peri gibi güzel (ne demekse) oglan da fena diil, yağız delikanlı.. mavi sepetleri de arkalarında, bi böle bi duygusallık, bi böle bi acaba neler oluyo? görüntüsünü de paylaşmak istedim.. bu çiftin yanında biz çok lakayıt kaldık tabi :))))


assostan geldik biz!!

assos behramkale iskele tarafına doğru, buzellerle yaptığımız 3 günlük ziyaret sonrası, ilişik kesme ve ege gecesi organizasyonu hazırlıkları ve de kemer kids görselleri arasında, hemencecik accık yazayim istedim :)

daha önce de, 2009 yılında gitmişliğimin üzerinden şöyle bir yazı bloglamışım :) şimdi biraz daha farklı bir konseptle oradaydım :) assos'da 3 gün, sessiz deniz esintili, sallanan tahta iskelenin dumdumları, the best deniz börülceli, büyükayı ve tencere karmaşası ile geçti gitti... pek güzel, pek sakinlik/cümlelik, pek keyifli, hiç bitmesinli bi kaçamak tatili...



bu arada google'dan assos iskele resmi arayın, o kadar az ve küçük resim çıkıyor ki, ben kendime sosyal sorumluluk edinip buradan yayınlayacağım bi sürü güzel foto çektim.. vaktim olursa bugün editleyip bloglayacağımdır... bu yazıdakile le instagram marifetleri :)


eklemekte fayda var; plaj pansiyonda kaldık; seyfi bey ve özgür'e buradan çoooooook teşekkürler :)

22 Temmuz 2012 Pazar

beastieboys vede maillerime bakmıyorum bu aralar donemi

yaklaşık 10 gundur maillerime bakmıyorum; bi 10 gun daha bakmıcam! oh bea!! is birikebilir tabi, sakncalı ama nefes almaya benzer bi 10 gun..

yooo teknolojiden uzaklasma niyeti degil, ama iletisimden uzak kalma accik iyi geldi diyebilirim.. olee genis genis oturup, hangi elbisemi alsam asos icin diye vakit gecirmekteyim :) gereksiz islerle ugrasp beynimi dinlendirme cabasında bisiler :)

yarn sabah tatillemece, ama ufacigindan tatillemece :) uzun yol araba kullanmaca kısmı ise heyecan yaratiyo? ipadi de arabaya baglicam (malum benim arabamda hala kaset calar teknolojisi mevcut:) yaklsk 860 kilometrenin neresinde ne dinlenir, neresinde ses kısılır da ormanlik arazinin kivrimlarinda cırcır bocekleri dinletisi yapilir die planlarm var :) bu 5 gunu, 6 aylık bir zaman dilimiymişcesine hayal etmeyi hayal ediyorum desem..